المختصر في صفة العمرة وأحكامها

المختصر في صفة العمرة وأحكامها

UMRENİN KISA ANLATIMI VE HÜKÜMLERİ

Language: lang_tr
Prepared by: İslami İçerik Hizmetleri Derneği Bilim Kurulu (Yabancı Dillerde)
Version: 3.0
Translations 56
Amharic Assamese Azerbaijani Bambara +52
Attachments 7
PDF
Audio
Video
+3

UMRENİN KISA ANLATIMI VE HÜKÜMLERİ

Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun, Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e, tüm ailesine ve ashabına da salat ve selam olsun.

Bundan sonra:

Bu, umrenin yapılış şekli, hükümleri ve adapları hakkında hazırlanmış kısa bir risaledir. Bu risalede, umre yapan kimsenin ihtiyaç duyacağı konuların çoğunu açıklamaya özen gösterdik.

Yüce Allah'tan, bunu sadece kendi rızası için halis kılmasını niyaz eder ve bütün Müslümanların faydalanmasını dileriz.

İslami İçerik Hizmetleri Derneği Bilim Kurulu (Yabancı Dillerde)

Giriş

Birincisi: İbadetin Kabul Şartları:

İbadet, ancak iki şart yerine getirildiğinde Allah katında makbul olur:

İhlas, ibadetle Allah'ın yüzünü görmeyi ve ahiret yurdunu kazanmayı amaç edinmek demektir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Hâlbuki onlara, dini yalnızca Allah’a has kılmış, hakka yönelen kimseler olarak O’na ibadet etmeleri emredilmişti.” [1] [Beyyine Suresi: 5. Ayet]. Yani; O'na ve O'na ibadet etmeye yönelerek, O'nun dışındaki her şeyden yüz çevirerek. Sa'dî Tefsiri (s. 538)

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve selem- şöyle buyurmuştur: «Ameller, ancak niyetlere göredir. Herkes ancak (ameliyle) niyet ettiğinin karşılığını alır.» [2] Buhârî (1) ve Müslim (1907) rivayet etmiştir.

İbadette, söz ve amel ile Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e tabi olmak. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim; bizim bu işimize (dinimize) onda olmayan yeni bir şeyi sokarsa, o reddedilir.» Müslim'in rivayetinde (1718): «Kim bizim dinimizde olmayan bir şey yaparsa o reddedilir, makbul değildir.» [3] Buhârî (2697) ve Müslim (1718) rivayet etmiştir. [4] Müslim (1718) rivayet etmiştir.

***

İkincisi: Umrenin Yapılış Şeklini ve Ahkamını Öğrenmenin Hükmü

Kim Allah Teâlâ'ya ibadet etmek istiyorsa, amelinin sünnete uygun olması için Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in uygulamasını öğrenmesi gerekir. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- insanları kendisine uymaya ve kendi yolunu takip etmeye teşvik ederdi. Nitekim Mâlik b. Huveyris -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Beni namaz kılarken gördüğünüz gibi (benim kıldığım şekilde), namaz kılın.» [5] Buhârî (6008) rivayet etmiştir.

Câbir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Ben, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Kurban Bayramının birinci günü bineği üzerinde (büyük cemreye) taş attığını gördüm ve şöyle buyurdu: «Hac ibadetlerinizi benden alın (benim yaptığım gibi yapın). Çünkü ben, bu haccımdan sonra bir daha hacceder miyim, bilemiyorum.» [6] Müslim (1297) rivayet etmiştir.

***

Üçüncüsü: Umrenin Fazileti

Umrenin iki fazileti vardır: Genel ve özel.

Genel olana gelince:

Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «İki umre, aralarında işlenen günahlara kefarettir. Mebrûr (Allah tarafından kabul edilen) haccın karşılığı ise ancak cennettir.» [7] Buhârî (1773) ve Müslim (1349) rivayet etmiştir.

Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Hac ile umreyi peş peşe yapın. Çünkü onlar, körüğün [2] demir, altın ve gümüşün kir ve pasını giderdiği gibi fakirliği ve günahları giderir. Makbul olan haccın karşılığı ise ancak cennettir.» Körük: Demirci ve kuyumcu ateşinin bulunduğu yer. İbn Abdülberr'in Temhîd isimli eseri (15/102) [9] Tirmizî (810) ve Nesâî (2631) rivayet etmiştir.

Ramazan ayına özel fazilet ise; İbn Abbas -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ramazan ayında yapılan umre benimle yapılmış bir hacca denktir.» [3] Yani; diğer rivayette belirtildiği gibi bu, benimle birlikte yapılmış bir haccın yerini tutar.

***

Umrenin Yapılış Şekli

Birincisi: Mîkât Mahallerine Dair Hükümler:

Mîkât mahalleri, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in, hac veya umre yapmak isteyenlerin ihrama girmeleri için belirlediği yerlerdir.

Hac veya umre yapmak niyetinde olan bir kimsenin bu yerlerden herhangi birinden geçerken muhakkak niyet edip ihrama girmiş olması gerekir. İhrama girmeden buradan geçmesi caiz değildir.

Bu bölgelerden daha içeride yani Mekke'ye daha yakın olanlar için bulunduğu yer onun mîkât mahallidir. Bu kimse hac ve umreye gitmek için bulunduğu yerde ihrama girer.

Mekke halkı ve buradan ihrama girmek isteyenler: Hac için Mekke'den ihrama girerler. Umre için Ten'im ve benzeri yerler gibi harem sınırları dışına çıkar ve oradan ihrama girerler.

Uçakta bulunan kimseye gelince: Mîkâtın hizasına gelince niyet eder. Mîkâta varmadan önce ihram elbisesini hazırlayıp giyer ve Mîkâta varınca hemen ihrama girmeye niyet eder. Havaalanına ininceye kadar niyet etmeyi geciktirmesi caiz değildir. Uçağın hızlı olması sebebiyle tedbirli olma adına niyet etmeyi kaçırma korkusuyla mîkâta varmadan önce de niyet edebilir.

İkincisi: İhramın Özellikleri ve Hükümleri:

İhrama girmeye niyet eden kimse için meşru olan şeyler:

Gusül almak; hem erkek hem de kadınlar, hatta âdetli ve lohusa olan kadınlar için de sabit bir sünnettir.

Kişi, ihrama girmeden önce başına ve sakalına en güzel bulduğu kokuyu (ud veya başka bir güzel koku) sürmesi sünnettir. İhrama girdikten sonra bu kokunun üzerinde kalmasısın bir sakıncası yoktur. Ancak kadının, yabancı erkeklerin kokusunu alabileceği şekilde güzel koku sürmesi caiz değildir.

İhram elbiseleri, biri belden aşağıya sarılan (izâr), diğeri omuza alınan (ridâ) olmak üzere iki parçadan oluşur. Sünnet olan ise bunların beyaz, temiz veya yeni olmasıdır. Kadın ise ihrama dilediği elbise ile girebilir; ancak vucut hatlarını belli eden dikkat çekici bir elbise olmamalıdır. Kadın, ihrama girdiğinde peçe ve eldiven giymez. Yüzünü ve ellerini başka bir şeyle örtmesinde bir sakınca yoktur.

İhrama, farz veya nafile olan bir namazın ardından girilebilir, ancak bu zorunlu değildir.

İhrama niyet ederken Lebbeyk Allahumme Umraten (Allah'ım, umreye geldim) der. Eğer başkası adına umre yapıyorsa, Lebbeyk Allahumme Umraten an Fulân (Allah'ım, filan kişi adına umreye geldim) der.

İhrama girmek isteyen bir kimse, ibadetini tamamlamasına mani olacak bir engelden korkarsa, ihrama girerken şu şartı koşmalıdır: (Lebbeyk Allahumme Umraten, ve İn Habesenî Hâbisun Femahillî Haysu Habestenî) Anlamı: Allah’ım! Umre için geldim. Eğer engellenirsem, ihramdan çıktığım yer engellendiğim yerdir. Bu şartı koştuğunda ve ibadetini tamamlamasına engel olan bir şey olduğunda ihramdan çıkar ve hiçbir şey yapması gerekmez.

Sonra sık sık telbiyeyi tekrar eder: (Lebbeyk, Allahumme lebbeyk, lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk, İnne'l-hamde venni'mete leke ve'l-mülk, lâ şerîke lek.) [4] Erkek bu telbiyeyi getirirken sesini yükseltir. Namahrem erkeklerin yanında olmadığı sürece kadın da aynısını yapar. İhramda olan kimse, özellikle şartlar ve zaman değiştiğinde, örneğin yüksek bir yere çıktığında, alçak bir yere indiğinde, gece veya gündüze girerken telbiyeyi sık sık tekrarlamalıdır. Bir insanın (Lebbeyk) demesinin manası; Ey Rabbim! Buyur ey Rabbim! Tekrar tekrar huzurundayım demektir. Anlamı: Kişinin Rabbinin davetine icabet etmesi ve O’na olan itaatidir. “İnne'l-hamde venni'mete leke ve'l-mülk'' Bütün övgüler ve nimetler Senindir ve mülk de Senindir.” Hamt, övgüye layık olan kişiyi sevgi ve yüceltmeyle birlikte mükemmellikle nitelemektir. Tekrarlanırsa sena etmeye dönüşür. Nimet ise Allah’ın kullarına lütfettiği, istenilen şeylerin verilmesi ve istenmeyen şeylerin giderilmesidir. Mülk ifadesi ise “mülk Senindir” demektir; yani her şeyin sahibi sadece Allah’tır. (Lâ Şerîke Leke) Senin ortağın yoktur ifadesi; Allah Azze ve Celle'ye ait olan kemal sıfatlarında, mülkünde, yaratmada, yönetmede ve ilahlıkta O’na hiçbir kimsenin ortak olamayacağını ifade eder. İbn Useymin, Mecmû’ Fetevâ ve Resâil (22/96) özetle.

Telbiye, umrede ihrama girdiği andan itibaren tavafa başlayıncaya kadar sünnettir.

İhramda olan kimse, ihramından çıkıncaya kadar ihram yasaklarından herhangi birini yapmamaya dikkat etmelidir.

Üçüncüsü: Tavafın Yapılış Şekli

İhramlı kişi, Mescid-i Haram'a girerken, sağ ayağı ile girmesi ve camiye girerken okunacak duayı okuması tavsiye edilir. Bu konuda en sahih olan dua ise şudur: ''Allahummeftahlî Ebvâbe Rahmetike'' Allah'ım! Bana rahmetinin kapılarını aç manasına gelir. Bu dua, sadece Mescid-i Haram'a özgü bir dua değildir, herhangi bir camiye girerken de söylenebilir.

Tavafına başladığında telbiye getirmeyi bırakır ve ıztıbâ yapar. Iztıbâ'nın yapılış şekli ise: İhram elbisesinin üst kısmı olan ridânın bir ucunu sağ koltuk altından geçirip sol omuz üzerine atmaktır. Böylece sağ omuz ve kolu açık bırakılmış olur. Tavafını bitirince, ihram elbisesini tavaftan önceki haline geri getirir. Çünkü ıztıbâ sadece tavaf sırasında yapılır.

Sonra Hacerü'l Esved'e doğru gider ve sağ eliyle ona dokunur ve onu öper. Eğer onu öpmeye gücü yetmiyorsa, eliyle ona dokunur ve elini öper. Eğer eliyle ona dokunamıyorsa, yanında bulunan bir şeyle, mesela bir değnek veya benzeri bir şeyle ona dokunur ve onu öper. Eğer bunu da yapamıyorsa, Hacerü'l Esved'e döner ve eli ile ona işaret eder, fakat elini öpmez. En doğru olanı Hacerü'l Esved'in orda kalabalığa sebebiyet verip insanlara eziyet etmemek ve onlardan eziyet görmemektir.

Hacerü'l Esved'e dokunurken veya ona işaret ederken: “Allahu Ekber) ''Allah en büyüktür'' der.

Sonra sağa döner ve Kabe'yi soluna alır. Rüknü Yemâni'ye vardığında ona dokunur fakat öpmez. Eğer bu mümkün değilse, ona dokunmak için orada kalabalığa sebep olmaz ve eliyle ona işaret de etmez.

Rüknü Yemânî ile Hacerü'l Esved arasında şöyle dua eder: (Rabbenâ âtina fid'dünyâ haseneten ve fil'âhireti haseneten ve kınâ azâbennâr.) Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru.

Tavaf esnasında her defa Hacerü'l Esved'in yanından geçerken eliyle onu işaret ederek: (Allahu Ekber) "Allah en büyüktür" der.

Tavafının geri kalan kısmında dilediği gibi Allah'ı zikreder, dua eder ve Kur'an okuyabilir.

Sünnet, sadece ilk üç şavtta ramel yapmak/hızlı yürümektir. Ramel: Kısa adımlarla hızlı yürümek anlamına gelir. Kalan dört şavtta ise, ramel yapmaz, normal bir şekilde yürür.

Tavafını tamamladıktan sonra Makâm-ı İbrahim'e gelir ve şu ayeti okur: (Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin.) [Bakara Suresi: 125. Ayet] Sonra mümkünse Makam-ı İbrahim'in arkasında iki rekât namaz kılar. Eğer orada kılması mümkün olmazsa Mescid-i Haram'ın herhangi bir yerinde bu namazı kılar. İlk rekâtta Fâtiha'dan sonra şu sureyi okur: {(Rasûlüm!) De ki: Ey kâfirler!} [Kâfirûn Suresi: 1. Ayet] İkinci rekâtta Fâtiha'dan sonra şu sureyi okur: (De ki: O Allah birdir.) [İhlâs Suresi: 1. Ayet]

Dördüncüsü: Sa'yın Yapılış Şekli

Tavafı ve ardından kıldığı iki rekât namazı bitirdikten sonra sa’y yapmak üzere sa’y alanına (Safa ile Merve tepeleri arasına) yönelir. Safa tepesine yaklaştığında şu ayeti okur: (Şüphesiz Safâ ve Merve Allah'ın nişanelerindendir.) [Bakara Suresi: 158. Ayet]. Sonra şöyle der: “Ben de Allah'ın başladığı yerden başlıyorum.” «Ben de, Allah’ın başladığı yerden başlıyorum.» [12] [12] Müslim (1218) rivayet etmiştir.

Sonra Safa tepesine çıkar, Kâbe’yi veya Kâbe’nin bulunduğu yönü görebileceği bir yere kadar yükselir. Orada Kıble’ye yönelir, Allah’ı birler (tevhid eder), O’nu tekbir getirerek yüceltir ve şöyle der: «Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu'l mülku ve lehu'l hamdu ve huve alâ kulli şeyin kadîr. Lâ ilâhe illallahu vahdehû sadaka va'dehû ve nasara abdehû ve hezemel ahzâbe vahdehû» (Allah'tan başka hak ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamt O'nadır ve O her şeye kadirdir. Allah'tan başka hak ilah yoktur, O tektir. O, vaadini yerine getirdi, kuluna yardım etti ve tek başına düşmanları yendi.) Bu duayı üç kez okur ve her birini okuduktan sonra dua eder. «Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdu ve huve alâ külli şeyin kadîr. Lâ ilâhe illallahu vahdehû sadaka va'dehû ve nasara abdehû ve hezemel ahzâbe vahdehû.» «Allah'tan başka hak ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamt O'nadır ve O her şeye kadirdir. Allah'tan başka hak ilah yoktur, O tektir. O; vaadini yerine getirmiş, kuluna yardım etmiş ve tek başına düşmanları yenmiştir.» Bunu tam üç kez okur. [13]. [13] Müslim (1218) rivayet etmiştir.

Sonra Safa Tepesi'nden Merve’ye doğru yürüyerek iner. Yeşil işaret direğine ulaştığında hızlı adımlarla yürür. İkinci yeşil işaret direğine vardığında ise normal yürüyüşüne döner. Burada kadınların hızlı adımlarla yürümeleri meşru değildir.

Merve'ye vardığında Safâ'da yaptığının aynısını yapar. (Paragraf 2)

Sonra Merve Tepesi'nden Safa’ya doğru yürüyerek iner. Yeşil işaret direğine ulaştığında hızlı adımlarla yürür. İkinci yeşil işaret direğine vardığında ise normal yürüyüşüne döner

İşte bu şekilde yedi şavtı (tur) tamamlayana kadar devam eder. Safa tepesinden Merve tepesine gidişi bir şavt, Merve’den Safa’ya dönüşü ise başka bir şavt sayılır.

Sa'y yaptığı esnada dilediği gibi Allah'ı zikreder, dua eder ve Kur'an okuyabilir.

Beşincisi: Saçları Tıraş Etme ve Kısaltma Şekli:

Umreci tavafını ve sa'yını tamamladığında, erkek ise saçlarını kazıtması veya kısaltması gerekir. Sünnet olan ise kazıtırken veya kısaltırken başın tamamını kapsayacak şekilde olmasıdır.

Saçları kazıtmak, kısaltmaktan daha faziletlidir, ancak hac zamanı çok yakın olup, saçın uzaması için yeterli zaman yoksa kısaltmak daha faziletlidir.

Kadınlar ise saçlarının uçlarını bir parmak ucu kadar kısaltırlar.

İhram Yasakları

İhram yasakları şunlardır:

Vücudun herhangi bir yerindeki kılları tıraş etmek, kesmek veya yolmak.

EL veya ayak tırnaklarının bir kısmını veya tamamını kesmek.

Başı; takke, puşi, sarık, ihram elbisesinin üst kısmı, mendil, battaniye, karton veya benzeri bir şey ile örtmek. Bu durum erkeklere özgüdür, kadınlar için geçerli değildir.

Güncel hayatta giydiğimiz pantolon, gömlek, çorap ve eldiven gibi elbiseleri giymek. Bu hüküm erkeklere özeldir; çünkü kadınlara yasak olan hususlar şunlardır:

Peçe, burka veya peçe benzeri şeyler giymek yasaktır. Ancak kadının, mahremi olmayan erkeklerin olduğu yerlerde örteceği şey yüzüne temas etse bile örtmesi farzdır. Örtünün yüze temas etmemesi için başına bant ya da benzeri bir şey takması dinen meşru görülmemiştir; çünkü bunu caiz kılan bir delil bulunmamaktadır.

Kadının ellerine eldiven giymesi yasaktır. Mahremi olmayan erkeklerin yanında ellerini dış kıyafetinin içine koyarak örtmelidir.

Vücuduna veya ihram elbisesine güzel koku sürmek.

Av hayvanını öldürmek veya öldürülmese bile avlamak.

Kendisi için veya başkası adına kız istemek.

Nikah akdi yapmak.

Cinsel ilişki olmaksızın öpüşmek, şehvetle dokunmak gibi temasta bulunmak.

Cimâ etmek; cinsel ilişkide bulunmak.

Umrede Yapılacakların Özeti (Kapakta veya son sayfada yer alır)

Gusül almak

Koku sürmek.

İhram elbiselerini giymek.

İhram, (hac ve umre) ibadetine başlamak için yapılan niyete denir.

Telbiye getirmek.

Kâbe'yi tavaf etmek.

Makâm-ı İbrâhim'in arkasında iki rekât namaz kılmak.

Safâ ile Merve arasında sa'y yapmak.

Saçları tamamen tıraş etmek veya kısaltmak. En doğrusunu Allah bilir. Allah'ın selamı Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in üzerine olsun.