فضائل وآداب المسجد النبوي

فضائل وآداب المسجد النبوي

Mescid-i Nebevî'nin Faziletleri ve Âdâbı ile Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Kabrini ve İki Sahabesinin -radıyallahu anhuma-'nın Kabirlerini Ziyaret Etmenin Kuralları

Language: lang_tr
Prepared by: Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî’deki Dini İşler Başkanlığı'na Bağlı İlmi Heyet
Version: 1.0
Translations 43
Amharic Assamese Azerbaijani Bengali +39
Attachments 7
PDF
Audio
Video
+3

Mescid-i Nebevî'nin Faziletleri ve Âdâbı ile Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Kabrini ve İki Sahabesinin -radıyallahu anhuma-'nın Kabirlerini Ziyaret Etmenin Kuralları

Hazırlayan

Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî’deki Dini İşler Başkanlığı'na Bağlı İlmi Heyet

Hicri 1447

ÖNSÖZ

Hamt; âlemlerin Rabbi olan Allah'a, salat ve selam ise âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in, ailesinin, ashabının, onun sünnetine uyan ve kıyamet gününe kadar onun hidayetiyle hidayet bulanların üzerine olsun. Bundan sonra:

İşte bu, Mescid-i Nebevî'nin en önemli faziletlerini, onu ziyaret etme adabını, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ve iki sahabisinin kabirlerini ziyaret etme adabını içeren özlü bir risaledir. Bu risaleyi, Mescid-i Nebevî ziyaretçileri için derledik ki, ümmetin Peygamberi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in mescidinin fazileti, onu ziyaret etme ve orada namaz kılma adabı konusunda bilgi ve basiret sahibi olsunlar. Kerem sahibi, lütufkâr olan Allah’tan bu eseri faydalı kılmasını, salih bir amel ve yalnızca zâtı için ihlasla yapılan bir iş kılmasını niyaz ederiz. Şüphesiz ki O, dua edilip istenenlerin en hayırlısı ve en cömert olanıdır.

İlmi Komite

Birincisi: Mescid-i Nebevî'nin Fazileti

Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: ﴾Rabbin, dilediğini yaratır ve dilediğini de seçer. Onların ise seçme hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından münezzeh ve yüksektedir/yücedir. 68﴿ [Kasas Suresi: 68] Allah Teâlâ bu mekânı, Peygamberi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e mescit olarak seçmiş ve oraya birçok fazilet vermiştir. Bunlardan bazıları şunlardır:

O, kendisine (ibadet etme kastı ile) sefer düzenlenen üç mescitten birisidir:

Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre, bu hadis Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayet olunmaktadır ve o şöyle demiştir: «Yolculuk ancak üç mescide yapılır: Benim şu mescidime, Mescid-i Haram'a ve Mescid-i Aksâ'ya.» [1] [1] Buhârî (1189) nolu hadisi, Müslim (1397) nolu hadisi rivayet etmiştir. Hadisin lafzı ona aittir.

Şüphesiz orada kılınan bir namaz, Mescid-i Haram dışında, diğer mescitlerde kılınan bin namazdan daha hayırlıdır:

Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Benim şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram dışında, diğer mescitlerde kılınan bin namazdan daha hayırlıdır.» [2] [2] Buhârî (1190) nolu hadisi, Müslim (1395) nolu hadisi rivayet etmiştir. Hadisin lafzı Buhârî'ye aittir.

O, ilk günden beri takva üzerine bina edilen mescittir:

Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına, eşlerinden birinin evindeyken girdim ve: Yâ Rasûlallah, iki mescitten hangisi takva üzerine kurulandır? diye sordum. (Ebû Saîd) şöyle dedi: Bunun üzerine (Rasûlullah) bir avuç çakıl taşı aldı, onu yere vurdu, sonra şöyle buyurdu: «O, sizin şu mescidinizdir» (Medine Mescidi'ni kastederek) [3]. [3] Müslim (1398) nolu hadisi rivayet etmiştir.

Şüphesiz bunda ilim talebesinin ecri, Allah yolundaki mücahidin ecri gibidir:

Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle söylediğini işittim: «Her kim, benim şu mescidime ancak bir hayır (dini mesele) öğrenmek veya öğretmek niyetiyle gelirse; o kişi Allah yolunda cihat eden gibidir. Başka bir niyetle gelirse başkasının eşyasına bakan bir kişi gibidir.» [4] [4] İbn Mâce (227) nolu hadisi sahih bir senedle rivayet etmiştir.

İçinde Ravza-i Şerif'in bulunması:

Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Evimle minberimin arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir, minberim de havzımın üzerindedir.» [5] [5] Müttefakun aleyh. Buhârî: (1195) nolu hadisi ve Müslim: (1390) nolu hadisi rivayet etmiştir.

İkinci Olarak: Mescid-i Nebevî-i Şerif'i Ziyaret Etmenin Müstehap Oluşu

Bu ve diğer faziletlerinden dolayı, orada namaz kılmak ve ibadet etmek için Mescid-i Nebevî'yi ziyaret etmek müstehaptır.

- Hac yapan kimse ve diğerleri için Mescid-i Nebevî'yi hacdan önce veya sonra ziyaret etmek sünnettir. Bu ziyaret haccın şartlarından, rükünlerinden veya farzlarından değildir ve hac ibadetiyle bir bağlantısı yoktur.

- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in mescidini ziyaret etmek için belirli sayıda namaz kılmak ya da Medine'de belirli bir süre kalmak şart değildir. Bilakis, ister farz ister nafile olsun tek bir namaz kılmakla ziyaret gerçekleşmiş olur. Ancak orada kılınan namazların sayısı arttıkça ecir de artar.

- Mescid-i Nebevî ziyaretçisinin tüm farz namazlarını ve aynı şekilde nafile namazlarını da orada kılması müstehaptır. Zira daha önce de geçtiği üzere orada kılınan bir namaz, Mescid-i Haram dışındaki herhangi bir yerde kılınan bin namazdan daha faziletlidir.

Üçüncüsü: Mescid-i Nebevî'yi Ziyaret Adabı

Müslümanın Mescid-i Nebevî'ye geldiğinde, genel olarak mescitlerle, özel olarak da Mescid-i Nebevî ile ilgili şer'î edep ve âdâp kurallarına riayet etmesi müstehaptır. Bunlar şunlardır:

Mescide vakarlı ve ağır başlı bir şekilde, taharet üzere, güzel bir görünüm ve güzel bir kokuyla gelmelidir. Nitekim Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Namaz için kamet getirildiğinde ona koşarak gelmeyin, sekinetle gelin. Yetiştiğinizi kılın, kaçırdığınızı ise tamamlayın. Çünkü sizden biriniz namaza yöneldiğinde namazdadır.» [6], Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Cuma günü yıkanmak, ergen olan herkese farzdır. Dişlerini misvaklaması ve eğer varsa koku sürmesi de sünnettir.»[7], Kadının camiye geldiğinde örtüsüyle tesettürlü olması gerekir. Güzel koku veya parfüm sürmesi caiz değildir. Bu konuda Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizden biriniz mescide geldiğinde, koku sürmesin.» [8]. [6] Buhârî (636) nolu hadisi, Müslim (602) nolu hadisi rivayet etmiştir. [7] Müttefakun aleyh: Buhârî: (846) nolu hadisi ve Müslim: (858) nolu hadisi rivayet etmiştir. Muhtelim, bâliğ olandır. [8] Müslim (443) nolu hadisi rivayet etmiştir.

Mescid-i Nebevî'ye girerken sağ ayakla girmek ve mescide giriş duasını okumak. Mescid-i Nebevî'yi ziyaret eden kimsenin, diğer camilerde olduğu gibi mescide girerken sağ ayağı ile girmesi ve şöyle dua etmesi müstehaptır: «Allah’ın adıyla, salât ve selâm Rasûlullah’ın üzerine olsun. Allah'ım! Günahlarımı bağışla ve bana rahmetinin kapılarını aç.» [9], Aynı şekilde şöyle der: «Kovulmuş Şeytan'dan, azim olan Allah'a, O'nun kerîm vechine ve ezelî saltanatına sığınırım.» [10]. [9] İbn Mâce (771) nolu hadisi sahih bir senetle rivayet etmiştir. [10] Ebû Dâvûd (466) nolu hadisi sahih bir senetle rivayet etmiştir.

Tahiyyetü'l-mescit namazını kılmak: Namaz kılmak için Mescid-i Nebevî'ye giren kimsenin, oturmadan önce iki rekât tahiyyetü'l-mescit namazı kılması sünnettir. Nitekim Ebû Katâde el-Hâris b. Rib'î el-Ensârî -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizden biriniz mescide girdiğinde, iki rekât namaz kılmadan oturmasın.» [11] [11] Müttefakun aleyh: Buhârî (1171) nolu hadisi ve Müslim (714) nolu hadisi rivayet etmiştir.

İçerdiği büyük fazilet nedeniyle ilk saflarda namaz kılmaya özen gösterilmelidir; bu da ancak namaza erken gelmekle mümkündür. Nitekim Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «İnsanlar nida (ezan) okumanın ve namazda birinci safta bulunmanın ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, sonra da bunun için kura çekmekten başka yol bulamasalardı, kesinlikle kura çekerlerdi.» [12], Nitekim Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- ashabına -radıyallahu anhum- şöyle buyurmuştur: «İleri geliniz ve bana uyunuz. Sizden sonrakiler de size uysunlar. (Ön saftan) geri durmaya devam eden bir kavmi nihayet Yüce Allah geri bırakır.» [13]. [12] Müttefakun aleyh: Buhârî (615) nolu hadisi ve Müslim (437) nolu hadisi rivayet etmiştir. [13] Müslim (438) nolu hadisi rivayet etmiştir.

Ancak kadınların arka saflarda namaz kılmaları ve erkeklerden uzak durmaları onlar için en faziletlisidir. Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'tan rivayet edilen hadise göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Erkekler için en hayırlı saf en öndeki saf, en kötü (sevabı az) saf da en arkadaki saftır. Kadınlar için en hayırlı saf en arka saf, en kötü (sevabı az) saf ise en öndeki (erkeklerin hemen arkasındaki) saftır.» [14], Ancak tek başlarına kılarlarsa veya Mescid-i Nebevî'de olduğu gibi erkekler ile aralarında bir engel bulunursa, bundaki illetin ortadan kalkması sebebiyle saflarının en hayırlısı ilk olanıdır. [14] Müslim (440) nolu hadisi rivayet etmiştir.

İmamın arkasında namaz kılınması ve onun önüne geçmekten sakınılması gerekir. Nitekim Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'tan rivayet edilen bir hadiste Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «İmam, kendisine uyulması için tayin edilmiştir.» [15]. [15] Buhârî (722) nolu hadisi, Müslim (417) nolu hadisi rivayet etmiştir.

Namaz kılan kimsenin, zaruret hali ve mescidin namaz kılanlarla dolması sebebiyle imamın önünden başka namaz kılacak yer bulamaması durumu haricinde imamın önüne geçmesi caiz değildir.

Saflar arasındaki boşlukların kapatılmasına ve safların düzeltilmesine özen gösterilmeli; ancak insanları sıkıştırmaktan, onlara eziyet vermekten, insanların omuzlarının arasını açarak ilerlemekten ve namaz kılanların önünden geçmekten sakınılmalıdır. Çünkü bu durum kişiyi günaha sokar.

Buna gücü yeten kimsenin Ravza-i Şerif'te namaz kılması; Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'ın rivayet ettiği şu hadisten dolayıdır. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Evimle minberimin arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir, minberim de havuzumun üzerindedir.» [16] [16] Müttefakun aleyh: Buhârî (1195) nolu hadisi ve Müslim (1390) nolu hadisi rivayet etmiştir.

Ravza'da kılınan namazın fazileti hakkında özel bir fazilet belirtilmemiştir, ancak -daha önce geçen Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'ın hadisinin delalet ettiği üzere- oranın cennet bahçelerinden bir bahçe olduğu sabittir ve ibadetler zamanının ve mekânının üstünlüğüyle daha faziletli olur.

* Ziyaretçi, Ravza'da namaz kılmak için uygun vakitleri seçmeli ve kalabalığın az olduğu zamanları kollamaya özen göstermelidir. Orada namaz kılmak uğruna Müslüman kardeşlerine eziyet edip onlara rahatsızlık vermesi, insanları yara yara ilerlemesi ve namaz kılanların önlerinden geçmesi caiz değildir. Zira Ravza'da kılınan namaz nafiledir; nafile bir ibadeti yerine getirmek için haram işlenemez. Aynı şekilde ziyaretçi; Ravza'ya giriş için belirlenen özel kurallara ve yapılan düzenlemelere riayet etmeye, uygun vakitleri seçmeye ve ziyaretçilerin girişini düzenleyen görevlilere yardımcı olmaya özen göstermelidir.

Namaz kılmak, Kur'an okumak, zikretmek, dua etmek, zikir meclislerine, ilim öğretilen derslere, Kur'an-ı Kerim okumanın öğretildiği derslere ve benzeri faydalı meclislere katılmak insanı Yüce Yaratıcısına yaklaştıran salih amelleri çokça yaparak vakitleri değerlendirmek.

Allah Teâlâ'nın şu buyruğu gereğince, Allah -Azze ve Celle-'nin kitabına saygı göstermek; onu sayfalarıyla oynamaktan, üzerine yazı yazmaktan veya yanına ayakkabı koyarak, yere koyarak ve benzeri şekillerde hafife almaktan ve ona hakaret etmekten korumak gerekir: ﴾Bu böyle. Her kim de Allah’ın nişanelerini yüceltirse, şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah’a karşı gelmekten sakınmasından)dır. 32﴿ [Hac Suresi: 32].

Allah Azze ve Celle'nin haram kıldığı şeylerden gözleri sakınmak: Mescid-i Nebevî ziyaretçisinin, bakması kendisine helâl olmayan şeylerden gözünü sakınması gerekir. Bu mekânlarda günah işlemenin büyüklüğünü ve bunun sonucunda ortaya çıkacak cezaları bilmelidir. Çünkü günahlar, zamanın ve mekânın kıymeti sebebiyle miktar ve nitelik bakımından daha da büyür. İbadetler de böyledir. Müslüman kadının, erkekler için fitneye sebebiyet vermemek adına şer'î tesettüre uymaya ve ziynetini göstermemeye özen göstermesi gerekir. Çünkü bunun günahı büyüktür.

Cep telefonunda fotoğraf çekmekle meşgul olmaktan veya resim ve videoları izlemekten sakındırılmıştır. Eğer bu resimlerin bakılması haram ve videoların izlenilmesi haram ise durum daha da ciddidir.

Mescid-i Nebevî'nin kendisine uygun olmayan her türlü şeyden; tartışmalardan, gürültüden, yitik aramaktan, alım satımdan ve ne onda ne de diğer mescitlerde yapılması uygun olmayan bunlara benzer işlerden arındırılması, Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’tan rivayet olunduğuna göre Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-’in şöyle buyurduğu hadisinden dolayıdır: «Bir kimsenin mescidde bir şey sattığını yahut satın aldığını görürseniz ona; "Allah ticaretini kazançlı kılmasın!" deyin. Onda bağırarak kayıp eşya arayıp soruşturan bir kimse gördüğünüzde ise; “Allah onu sana geri çevirmesin!” deyin.» [17]. [17] Tirmizî (1321) nolu hadisi, İbn Huzeyme (1305) nolu hadisi sahih bir senetle rivayet etmiştir.

Kişisel temizliğe özen göstermek; sarımsak, soğan, sigara ve ter gibi kötü kokulardan ve namaz kılan kardeşlerine rahatsızlık veren benzeri şeylerden sakınmak gerekir. Zira Câbir b. Abdillah -radıyallahu anh-'ın rivayet ettiği hadiste o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Kim sarımsak veya soğan yemişse, bizden ve mescidimizden uzak dursun! Evinde otursun.» [18]. [18] Buhârî (7359) nolu hadisi ve Müslim (564) nolu hadisi rivayet etmiştir.

Mescid-i Nebevî'nin temizliğine özen göstermek; mescidin içine ve bahçesine, özellikle Ramazan ayında yemek artıkları ve iftar sofraları gibi çöpleri atmamak, koridorlara ve bahçeye tükürmemek ve benzeri şeylerden kaçınmak.

Geçiş yollarında, kapı girişlerinde ve kalabalığın olduğu yerlerde namaz kılmaktan kaçın. Zira bu davranış birtakım zararlara yol açmakta, yolların kapanmasına neden olmakta ve Müslümanlara eziyet vermektedir.

Erkeklerin ve kadınların namazlarını Mescid-i Nebevî'nin içinde veya avlularında kendilerine ayrılan yerlerde kılmaları gerekir. Erkek kadının yanında, kadın da erkeğin yanında namaz kılmaz. Ayrıca mümkün olduğunca imamın önüne geçmemeye dikkat edilmelidir.

Mescitten çıkarken sol ayağı ile çıkar ve çıkarken şöyle der: «Allah'ım! Senin fazlından isterim.» [19], Veya Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salat eder ve şöyle der: «Rabbim! Günahlarımı bağışla ve lütuf kapılarını bana aç.» [20]. [19] Müslim (713) nolu hadisi rivayet etmiştir. [20] Tirmizî (314) nolu hadisi sahih bir senetle rivayet etmiştir.

Dördüncüsü: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kabrini ve iki arkadaşının -radıyallahu anhumâ- kabirlerini ziyaret etmenin hükümleri ve âdabı

* Medine halkı ve oraya misafir ve ziyaretçi olarak gelenler için, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kabrini ve iki arkadaşının, Ebû Bekir ve Ömer -radıyallahu anhumâ-'nın kabirlerini ziyaret etmek, kabir ziyaretinin meşruiyetine delalet eden kapsayıcı delillerle müstehaptır. Bunlardan biri de Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurmasıdır: «Size kabir ziyaretini yasaklamıştım. Artık kabirleri ziyaret edin.» [21]. [21] Müslim (977) nolu hadisi rivayet etmiştir.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e vefatından sonra selam vermenin faziletine onun -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurması delalet etmiştir: «Kim; bana selam verirse, onun selamını almam için Allah Azze ve Celle mutlaka bana ruhumu iade eder. Ben de onun selamına karşılık veririm.» [22]. [22] İmam Ahmed, Müsned'de (10815) nolu hadisi hasen bir senetle rivayet etmiştir.

* Kadınların, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kabrini veya başka bir Müslümanın kabrini ziyaret etmesi caiz değildir. Zira kabir ziyareti erkekler için caizdir. Kadınlara gelince, kabir ziyaretinden nehyedilmişlerdir. Nitekim İbn Abbas -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: «Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kabirleri ziyaret eden kadınlara, kabirleri mescid edinen ve oralarda kandil yakanlara lânet etti.» [23], Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: «Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kabirleri ziyaret eden kadınlara lânet etti.» [24]. [23] Ebû Dâvûd (3236) nolu hadisi, Tirmizî (320) nolu hadisi, Nesâî (2043) nolu hadisi rivayet etmiştir. [24] Tirmizî (1056) nolu hadisi, İbn Mâce (1576) nolu hadisi hasen bir isnadla rivayet etmiştir.

* Yolculuğunda sadece kabri ziyaret etmeyi amaçlayarak Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kabrini ziyaret etmek için yolculuk yapmak caiz değildir. Ancak yolculuğuyla mescidi ziyaret etmeyi ve orada namaz kılmayı amaçlamalıdır. Medine'ye vardığında ise, tıpkı Medine sakinleri için meşru olduğu gibi, kabri ziyaret etmesi kendisi için de meşru olur. Çünkü Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Yolculuk ancak üç mescide yapılır: Benim şu mescidime, Mescid-i Haram'a ve Mescid-i Aksâ'ya.» [25]. [25] Buhârî (1189) nolu hadisi, Müslim (1397) nolu hadisi rivayet etmiştir. Hadisin lafzı Müslim'e aittir.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ve İki Arkadaşının -radıyallahu anhumâ-'nın Kabirlerini Ziyareti Meşru Bir Şekilde Yapma Âdâbı.

Ziyaretçi, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kabrinin önünde, kabre yönelerek durur. Sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e edepli bir şekilde ve sesini alçaltarak selam verir ve şöyle der: (Esselâmu aleyke yâ Rasûlallah ve rahmetullahi ve berekâtuh.) Eğer buna ilave ederek, (Şahitlik ederim ki, sen risaleti tebliğ ettin, emaneti yerine getirdin, ümmete nasihatte bulundun ve Allah yolunda hakkıyla cihad ettin.) derse, bunda bir sakınca yoktur; çünkü bunların hepsi haktır.

Sonra sağ tarafa bir adım ilerleyerek Ebû Bekir es-Sıddîk -radıyallahu anh-'ın kabrini karşısına alır ve şöyle der: (Selam olsun sana ey Ebû Bekir es-Sıddîk! Selam olsun sana ey Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in halifesi! Allah senden razı olsun ve seni hoşnut etsin, Allah seni ümmet-i Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- adına hayırla mükâfatlandırsın.)

Sonra sağ tarafa bir adım ilerleyerek Ömer b. Hattâb -radıyallahu anh-'ın kabrini karşısına alır ve şöyle der: (Selam olsun sana ey Ömer'ul Fârûk! Allah senden razı olsun, seni hoşnut etsin ve ümmet-i Muhammed adına seni hayırla mükâfatlandırsın.)

İbn Ömer -radıyallahu anhumâ- seferden döndüğünde Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kabrine gelir ve şöyle derdi: «Allah’ın selamı senin üzerine olsun, ey Allah’ın Rasûlü! Allah’ın selamı senin üzerine olsun, ey Ebû Bekir! Allah’ın selamı senin üzerine olsun, ey babacığım! Ardından da oradan ayrılırdı.» [26]. [26] Beyhakî, es-Sünen'ül-Kübrâ adlı eserinde (10271) nolu hadisi sahih bir senetle rivayet etmiştir.

Kabrin duvarlarına ve parmaklıklarına elini sürmez, onları öpmez:

İmam Mâlik -rahimehullah- şöyle demiştir: "Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e selam verdiğinde yüzü kıbleye değil, kabre dönük olarak durur, yaklaşır, selam verir ve eliyle kabre dokunmaz." [27]. [27] Kadı İyâz, «eş-Şifâ» (2/199).

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kabrine elle dokunulmayacağı ve öpülmeyeceği hususunda âlimler ittifak etmişlerdir.

Kabrin başında uzun süre durmaz, aksine selam verir, sonra oradan ayrılır.

İmam Mâlik -rahimehullah- şöyle demiştir: "Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kabri yanında durup dua etmesini uygun görmüyorum, ancak selam verip geçmelidir" [28]. [28] Kadı İyâz, «eş-Şifâ» (2/199).

Nâfi -rahimehullah- şöyle demiştir: "İbn Ömer kabre selam verirdi.. Onu yüz defa ve daha fazla kabre gelip şöyle derken gördüm: «Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e selam olsun. Ebû Bekir'e selam olsun, babama selam olsun.» Sonra ayrılırdı." [29]. [29] Âcurrî eş-Şerîa kitabında (5/2374) nolu ve (1853) nolu hadisi rivayet etmiştir.

Bazı ziyaretçilerin, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kabri başında seslerini yükseltmeleri, orada uzun süre ayakta durmaları ise dinde meşru olan davranışa aykırıdır.

Bir kimsenin; bir fayda sağlamasını veya bir zararı gidermesini, bir ihtiyacını ve sıkıntısını gidermesini, bir hastaya şifa vermesini, azaptan kurtarmasını isteyerek, şefaat dileyerek veya benzeri dualarla Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e veya yaratılmışlardan başka birine dua etmesi caiz değildir. Zira yalnızca Allah'ın gücünün yettiği konularda Allah'tan başkasına dua etmek haramdır ve büyük şirktir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: ﴾Rabbiniz şöyle dedi: "Bana dua edin, size icabet edeyim. Bana ibadet etmekten büyüklenenler, aşağılanmış olarak Cehennem'e gireceklerdir. 60﴿ [Mü'min/Ğâfir Suresi: 60], Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyurmuştur: ﴾Allah’ı bırakıp da dua/ibadet ettikleriniz sizin gibi kullardır. Eğer doğru söyleyenlerseniz, onlara dua edin de size cevap versinler! 194﴿ [Araf Suresi: 194], Allah -Azze ve Celle- şöyle buyurmuştur: ﴾Mescitler Allah’ındır. O halde Allah ile birlikte başkasına dua/ibadet etmeyin. 18﴿ [Cin Suresi:18].

Kabrin yanında Allah'a dua etmemelidir. Eğer dua etmek isterse kabirden uzaklaşır, kıbleye yönelir ve dua eder. Dua ederken kabre yönelmemelidir.

Nitekim İmam Mâlik -rahimehullah- şöyle demiştir: "Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kabri başında durup dua etmeyi uygun görmüyorum."

Mescide girerken veya mescidden çıkarken kabre sık sık gidip gelmek, ne Medine halkı için ne de dışarıdan gelen ziyaretçiler için caiz değildir. Çünkü bunun, kabri bayram yeri edinmek olmasından endişe edilir.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu yasaklamış ve şöyle buyurmuştur: «Kabrimi bayram yerine (çokça gelinip, gidilen) çevirmeyiniz. Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Nerede olursanız olun bana salat ve selam getiriniz. Zira sizin salat ve selamınız bana ulaşır.» [30]. [30] İmam Ahmed Müsned'de (8804) nolu hadisi hasen bir isnadla rivayet etmiştir.

«Kabrimi bayram yerine çevirmeyiniz» ifadesinin manası; hususi bir vakit veya durumda oraya tekrar tekrar gidip gelmektir. Ziyaretin her gün, her hafta veya her ay yapılmasının tahsis edilmesi yahut ortaya çıkmasıyla birlikte ziyaret edilen muayyen bir durumun tahsis edilmesi gibi. Şöyle de denilmiştir: Yani orayı, içinde toplandığınız bir merasim yeri edinmeyiniz [31]. [31] Bkz: el-Müfredât er-Râgıb el-İsfahânî (s. 594). Şerhu's-Sudûr Bi-Tahrîmi Ref'i'l Kubûr eş-Şevkânî (s. 16).

İmam Mâlik -rahimehullah- şöyle demiştir: "Medine halkından olup mescide girip çıkan bir kimsenin kabrin başında durması gerekmez, bu ancak dışarıdan gelenler içindir." [32]. [32] Eş-Şifâ Kâdî İyâz (2/204), El-Medhal İbni'l-Hâcc (1/262).

Müellifin -Allah ona rahmet etsin- "Bu ancak yabancılar içindir" sözü: Yani mutlak ziyarettir, girerken ve çıkarken ziyaretin tekrarlanması değildir.

Kabrin önünde, namaz kılan kişinin duruşu gibi, bir elini diğerinin üzerine, göğsünün üstüne veya altına koyarak durulmamalıdır. Çünkü bu duruş namaza özgüdür ve yalnızca Allah Subhânehu ve Teâlâ'ya uygun olan bir zillet ve tevazu duruşudur.

Bazı insanların yaptığı gibi, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e selam vermek için uzak bir yerden kabre yönelinmez. Çünkü bunu ne Sahabe -radıyallahu anhum- ne de dört imam ve diğerlerinden olan selef-i salihîn yapmıştır.

Hangi yönden olursa olsun, dua etmek, Kur'an okumak ve benzeri amellerle Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in mübarek kabrine yönelmemek gerekir. Zira bu da önceki bidatlerden biridir. Müslümanın, Allah'ın izin vermediği hiçbir şeyi dinine sokması caiz değildir. İmam Mâlik -rahimehullah- buna benzer amelleri kınamış ve şöyle demiştir: "Bu ümmetin sonradan gelenleri ancak, önce gelenlerin düzeldiği şeyle ıslah olur.'' [33]. [33] Mecmûu'l Fetâvâ İbn Bâz (16/110).

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e selam verirken fotoğraf çekimi ve canlı yayınla meşgul olmamak.

Allah'ın salatı ve selamı Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in, ailesinin ve ashabının üzerine olsun.