يومي الأول في الإسلام
İSLAM DİNİNDE İLK GÜNÜM
İSLAM DİNİNDE İLK GÜNÜM
Bismillâhirrahmânirrahîm
ÖNSÖZ
Âlemlere rahmet olarak peygamberi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i gönderen Allah'a hamd olsun. Ben şahadet ederim ki Allah'tan başka hak ilah yoktur ve onun ortağı da yoktur, önceden gelenlerin ve sonradan gelecek olanların ilahıdır ve şahitlik ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. O, nebilerin ve rasûllerin sonuncusudur. -Sallallahu aleyhi ve sellem- kıyamet gününe kadar ona çokça selamlar olsun. Bundan sonra:
Bütün insanlar mutluluğu arıyorlar; kimisi mutluluğu mal biriktirmekte, kimisi şöhretin ışığı altında, kimisi de yüksek mevkiler elde etmekte ya da hayatın diğer zevklerinde aramaktadır, ama gerçek şunu gösteriyor ki bunları elde edenlerin bir çoğu istedikleri mutluluğa ulaşamıyorlar.
Bu mutluluk ancak, bütün insanları yaratanın bizim için seçtiği hak din yoluna girerek, onu din edinip, onun öğretilerine uyarak ulaşabiliriz. Ve ancak bununla bu dünyada mutlu ve güzel bir hayat yaşayıp, ahirette de ebedî mutluluğa ulaşabiliriz. Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyuruyor:
{Bilâkis, kim muhsin olarak yüzünü Allah'a döndürürse (Allah'a hakkıyla kulluk ederse) onun ecri Rabbi katındadır. Onlara hiçbir korku yoktur, üzülecek olanlar da onlar değildir}.
{Bakara Suresi: 112. Ayet.}
Ve şöyle buyuruyor:
{Erkek veya kadın, Mümin olarak kim iyi amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız ve mükâfatlarını elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz}.
{Nahl Suresi: 97 Ayet.}
Sevgili kardeşim, İslam'a girmekle hidayet ve nur, saadet ve mutluluk yoluna adım atmış oldun, bu yüzden emin olmalısın ki, İslam'a girdiğin gün, hayatındaki herhangi bir gün gibi değildir. Bu senin yeniden doğduğun gündür!
Doğduğun gün anne karnının karanlığından ve darlığından dünyanın nuruna ve genişliğine çıktığın gibi, bugünde küfrün karanlığından imanın nuruna, dalaletin sıkıntısından hidayetin genişliğine çıkıyorsun... Allah -Teâlâ- buyuruyor ki:
{Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği bir nur verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp ondan hiç çıkamayacak durumdaki kimse gibi olur mu?}
{En'am Suresi:122. Ayet}
İslam âlemine hoş geldin. İslam'a geçişinin ilk gününde bilmen gereken önemli konuları ve temel esasları içeren bu kitapçığı senin için hazırladık.
Giriş:
İSLAM DİNİ HAK DİNDİR:
İslam dini, Allah -Teâlâ'nın bütün insanlar için gönderdiği hak dindir ve o, Allah katında kendisinden başka hiçbir dinin kabul edilmediği tek dindir. Allah -Teâlâ- şöyle buyuruyor:
{Şüphesiz Allah katında hak din İslâm’dır.}
{Âl-i İmrân Suresi:19. Ayet}
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
{Kim İslam’dan başka bir din ararsa, (bu) ondan asla kabul edilmeyecektir. O, ahirette de kaybedenlerden olacaktır.}
{Âl-i İmran Suresi:85.}
Kim İslam dinini benimser ve ona sımsıkı sarılırsa, nur ve hidayet yolunda ilerlemiş olur. Öyle bir yoldur ki, bu hayatta insanı var eden, yaratan Rabbine götüren açık, net ve dosdoğru bir yoldur.
İslam dini, insanın dünyadaki halinin düzenini sağlamak, huzur ve saadetini ve aynı zamanda öldükten sonra Allah Teâlâ'nın o kimseyi Cennet'e soktuğunda orada bulunan ebedî nimetlerden istifade etmesi ve onun kurtuluşu ve mutluluğu için gelmiştir.
Her insan, dünya ve ahiret hayrını elde etmek için hak din olan İslam'ı aramalı, onu öğrenmeli, ona Mümin olarak inanan bir kişi olarak girmeli, onun öğretilerine ve hükümlerine uymalıdır.
Bir İnsan İslam'a Nasıl Girer?
Bir kimse içtenlikle, emin ve neyi ifade ettiği bilinciyle (Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın rasûlü olduğuna şehadet ederim) derse, kim bu cümlenin anlamını bilerek, emin ve net bir şekilde ne söylediğinin farkında olarak söylerse İslam'a girmiş olur. Sonra İslam'ın geri kalan gerekliliklerini öğrenir ve elinden geldiği kadar bununla amel eder ve ameli ne kadar çok artarsa, imanı da o kadar artar ve Allah Teâlâ katındaki mükâfatı da büyük olur.
Şehadetin anlamı (Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden rasûlullah):
(Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden rasûlullah) diyerek, ona inanarak ve tasdik ederek İslam'a girdin. Peki onun gerçek anlamını biliyor musun?
(Eşhedü en lâ ilahe illallah)'ın anlamı: Bir tek ilah dışında başka hiçbir ilahın ibadet edilmeye ve itaat edilmeye layık olmadığına inanmak ve kabul etmektir ve o da kâinatın yaratıcısı ve idare edicisi Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'dır.
(Ve eşhedü enne Muhammeden rasûlullah)'ın anlamı ise: Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bütün insanlara gönderilmiş Allah'ın kulu ve son rasûlü olduğunu kabul edip inanmak; neyi emrettiyse ona itaat edip, ne haber verdiyse onu tasdik etmek, neyi yasaklayıp ondan sakındırdıysa ondan uzak durmak ve Allah'a ancak O'nun getirdiği şeriatla ibadet etmektir.
İslam'a girişin hayırlı olsun:
Sevgili kardeşim, İslam'a girdiğin gün, tüm günlerinin en hayırlısıdır, Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'den varid olan bir hadisinde şöyle buyuruyor:
"İslam kendinden öncekileri yok eder."
Hadisi Müslim rivayet etmiştir.
Yani İslam, sen Müslüman olmadan önceki her şeyi senden siler. Küfürden, kötülüklerden, günah ve hatalardan ne varsa, Allah -Azze ve Celle-'nin mağfiretiyle müjdelendin. Çünkü bugün sen günahlarından arınıp, annenden doğduğun ilk günkü gibi tertemiz olmak için hayatında boş bir sayfa açtın. Artık iyiliklerle dolu, mutlu, huzurlu ve nurlu bir yola başlıyorsun.
İslam Nimetiyle Gelen Mutluluk
İslam'a girdiğinde hissettiğin büyük sevinç, ömrün boyunca seninle kalmalıdır. Hidayet nimeti, nimetlerin en değerlisi ve Allah Teâlâ'nın kullarına lütfettiği nimetler içerisinde en büyüğüdür. Allah'ın verdiği hava, su, yiyecek, içecek ve paradan, makam ve mevkiden daha büyük bir nimettir. Bu kadar büyük olan bu nimete nasıl sevinmeyelim! Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
{De ki: Ancak Allah’ın lütfu ve rahmetiyle, işte bunlarla sevinsinler. Bu, onların (dünya malı olarak) topladıklarından daha hayırlıdır.}
{Yunus Suresi: 59. Ayet}
Mutlaka Allah'ın milyonlarca insan arasından seni İslam'a girmen için seçip sana lütfettiğini hissetmelisin. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslam’a açar.}
{En'am Suresi: 125. Ayet}
Bu büyük, yüce nimet için çok şükretmek gerekir. O halde seni doğru yola ileten yüce Allah Teâlâ'ya çokça hamt ve sena etmelisin. Çünkü O seni doğru dine iletti.
Bilinmesi gereken temel bilgiler:
İslam dinine girdiysen, öğrenmen ve bilmen gereken şeyler vardır. Bunlardan birisi şudur; ölümden sonra her insana sorulan ve onun ebedi olarak Cennete mi yoksa Cehenneme mi gideceğini belirleyen üç önemli sorunun cevabını bilmek. Bu sorular şu şekildedir:
- Rabbin kim?
- Dinin ne?
- Peygamberin kim?
Birinci temel soru: Rabbin kim?
Rabbim Allah'tır:
Müslüman, içindeki her şeyle bu evreni yaratan ve insanı yaratan Rabbinin Allah olduğuna inanır.
Eğer biz, milyarlarca gezegeni ve yıldızı olan bu büyük evreni ve onun devasa galaksilerini, üzerinde yaşadığımız bu toprakları, ovaları, dağları, karaları, denizleri ve nehirleri ve dünyadaki varlıkların muazzamlıklarını düşünürsek. Denizlerin, çöllerin ve ormanların derinliklerini, insanın ve diğer canlıların yaratılışındaki mükemmelliği düşünürsek, düşüncemiz bizi kaçınılmaz bir sonuca götürür. Muhakkak yüce, her şeyi bilen, her şeye gücü yeten, hikmet sahibi bir yaratıcı olmalıdır. Bu kâinatı yoktan var edip bütün canlılara hayat veren, işlerini düzene koyan, akıllara durgunluk verecek mükemmel bir şekilde yaratmış olan bir yaratıcı ilahın varlığı olmadan var olmaları mümkün değildir. Allah -Azze ve Celle- şu ayet-i kerimesiyle aklı başında olan herkese açıkça beyan etmiştir:
{Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?}
{Tûr Sûresi:35. Ayet}
Ne bu varlıklar kendi kendilerine yaratılmışlardır, ne de bir yaratıcısı olmadan var olmuşlardır. Çünkü bu akıl sahiplerinin görüşüne göre imkânsızdır!
O, Allah -Subhânehû ve Teâlâ- tek başına ibadet edilmeye layık olandır:
Bu Rab, ibadete layık olan tek ilahtır. Çünkü O, bu evrendeki her şeyi idare eden, yaratan ve içindeki herkesin rızkını verendir. Bütün insanları yaratan, onları bu yeryüzüne getiren ve onlara geçim vasıtalarını veren O'dur. Allah -Teâlâ- şöyle buyurmaktadır:
{İşte Rabbiniz Allah O'dur. O’ndan başka hakkıyla ibadete layık bir ilah yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O'na kulluk edin, O her şeye vekildir. (Güvenilip dayanılacak tek varlık O'dur)}
{En'âm Suresi: 102. Ayet}
Her insanın bir olan Allah'a ibadet etmesi ve O'na ibadette hiçbir şeyi ortak koşmaması farzdır. Allah -Teâlâ- şöyle buyuruyor:
{Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin. Umulur ki, böylece korunmuş (Allah'ın azabından kendinizi kurtarmış) olursunuz.}
{Bakara Suresi: 21. Ayet}
Ve Yüce Rabbimiz başka bir ayetinde de şöyle buyuruyor:
{Yalnızca Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın.}
{Nisâ Suresi: 36. Ayet}
Peygamberlerin Allah Teâlâ'nın Birliğine/Tevhide Daveti:
Bu mesele açık ve net olmasına rağmen Allah -Azze ve Celle- bize rahmet ederek, lütuf ve keremiyle, bizi hayatta başı boş bırakmak için yaratmamıştır. Bilakis bize elçiler göndermiş ve onlarla birlikte bize anlatmaları ve bizi yönlendirmeleri için kitaplar indirmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
{Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Her ümmet için mutlaka bir uyarıcı (peygamber) bulunmuştur.}
{Fâtır Suresi: 24. Ayet}
İnsanlığın atası Adem -aleyhisselam- ve Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve adını sayamadığımız diğeri ve Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- ile son bulan bütün peygamberlerin hepsi büyük bir temel üzerine ittifak etmişlerdir. İnsanları Allah Teâlâ'ya iman etmeye, O'nu birleyip yalnız O'na ibadet etmeye ve ilah edinilen insanlara, taşlara, ağaçlara, yıldızlara, gezegenlere ve daha bunlar gibi nicesine ibadeti terk etmeye davettir. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
{Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a ibadet edin ve tağuttan kaçının!” diye peygamber gönderdik.}
{Nahl Suresi: 36. Ayet}
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
{Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, "Şüphesiz, benden başka hak ilah yoktur. Öyleyse bana ibadet edin." diye vahyetmişizdir.}
{Enbiyâ Suresi:25. Ayet}
Allah -Azze ve Celle-'nin İsim ve Sıfatları:
En güzel isimler ve en yüce sıfatlar Allah Teâlâ'nındır. Onları öğrendikçe Yüce Rabbimizi daha iyi tanırız. O'na sevgimiz, O'ndan korkumuz ve O'nun lütuf ve keremine olan ümidimiz artar. Allah -Teâlâ- şöyle buyuruyor:
{Allah, kendisinden başka (hak) İlah olmayandır. En güzel isimler O'na mahsustur.}
{Tâ-Hâ Suresi: 8. Ayet}
O'nun sıfatlarına işaret eden isimleri çoktur ve Allah Teâlâ'nın isimlerinden bazıları şunlardır:
Er-Rahmân ve Er-Rahîm : Allah -Sûbhanehû ve Teâlâ- şöyle buyuruyor:
{İlahınız tek bir ilahtır. Ondan bir başka hak ilah yoktur. O, Rahman ve Rahîm olandır.}
{Bakara Suresi: 163. Ayet}
O; her şeyi kuşatan, bütün mahlûkatı içine alan engin, büyük rahmet sahibidir ve bu dünyadaki rahmeti hayvanları, insanları, Müslümanları ve gayrimüslimleri, bütün mahlûkatın hepsini kapsamıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Ve rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır.}
{A'râf Suresi: 156. Ayet}
O herkese, sıhhat, yiyecek, çocuklar ve bunlar gibi rızıklar verir. Ama ahirette O'nun rahmeti, sadece O'nun peygamberlerine ve rasûllerine uyan kullarından Mümin olanlara mahsustur. Bunun için onları ebedi mutluluğa ulaştıran kâmil bir rahmet vardır.
El-Hâlık: Allah -Azze ve Celle- şöyle buyuruyor:
{Allah, her şeyin yaratıcısıdır.}
{Zümer Suresi: 62. Ayet}
Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratan, atomdan galaksilere kadar her şeyi ve bundan daha geniş olanı yaratan O'dur. Ve O'nun yaratması da hikmetle, kudretle, ihsanla olduğu için, O'nun yarattıklarında bir noksanlık ve dengesizlik göremezsin.
El-Gafûr: Önceki amelleri ne olursa olsun, içtenlikle samimi tövbe edenlerin bütün günahlarını bağışlayan, Allah Teâlâ'ya ibadetinde şirk koşanlar müstesna. Çünkü onları ancak tövbeyle affeder, mahlukatından bir çoğunu kendi keremiyle bağışlar. Allah -Subhânehû ve Teâlâ- mağfiretine nail olabilmemiz için; tövbe etmek, mağfiret dilemek, iman etmek, salih amel işlemek ve Allah'ın yarattıklarına ihsanda bulunmak gibi yollar açmıştır. Rabbimiz Teâlâ şöyle buyuruyor:
{Şu da muhakkak ki ben, tevbe eden, inanan ve salih amel işleyen, sonra (böylece) doğru yolda giden kimseyi bağışlarım.}
{Tâ-Hâ Suresi: 82. Ayet}
Er-Rezzâk : Allah -Subhânehû ve Teâlâ- her şeyin mülkü elinde olan tek sahibidir, O zengindir, lütfu ve kereminden verendir ve rızkı Allah'ın elinde olmayan hiçbir canlı yoktur. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
{Ben cinleri ve insanları, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım*
{Onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum*
{Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır.}
{Zâriyât Suresi: 56-58. Ayetler}
Es-Selâm: Bütün eksik ve kusurlu sıfatların hepsinden münezzeh olan, bütün kemal, celal ve cemal sıfatlar sahibi, kullarının söz ve fiil ile selamı yaymasını sevendir. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
{O; öyle Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir hak ilâh yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selâmet verendir.}
{Haşr Suresi: 23. Ayet.}
El-Alîm: Allah Teâlâ işitendir, görendir, bilendir. Onun ilmi her şeyi kuşatmıştır. O, açıkta olanı, gizlide olanı, gönüllerde saklı olanı da bilir. Geçmişte olanı, şimdi ve daha sonra gelecekte olacakları da bilir. O kulların amellerini gözetleyip kontrol eder. İtaat edenlerin taatleri, asi olanların masiyetleri, yoksulların ihtiyaçları ve yalvaranların sesleri O'na gizli kalmaz. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Şüphesiz Allah her şeyi bilendir.}
{Bakara Suresi: 231. Ayet}
O, âlemlerin Rabbidir. O, bu dünyadaki her güzel ve mükemmel şeyi, en güzel biçimde yaratmıştır. Bu bütün noksanlıklardan münezzeh olanın mükemmelliğinin eserlerindendir.
İkinci Temel Soru: Dinin Nedir?
Dinim İslam'dır.
Allah'a tevhid ile teslim olmak, O'nun emirlerini yerine getirmek, şirkten beri olmaktır.
Müslüman, İslam dinine girerek Allah Teâlâ'ya teslim olan, Allah Teâlâ'nın varlığına ve birliğine inanarak, emirlerine boyun eğen, yasakladıklarından kaçınan kişidir. Allah Teâlâ, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:
{İyilik yaparak kendisini Allah’a teslim eden ve İbrahim’in Hanîf dinine uyan kimseden daha güzel din sahibi kim olabilir?}
{Nisâ Suresi: 125. Ayet}
Ve şöyle buyuruyor:
{Allah'a davet eden, salih amel işleyen ve "Ben Müslümanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır?}
{Fussilet Suresi: 33. Ayet}
İslam Dininin Güzellikleri:
İslam adalet dinidir: Yakın ve uzak olana, düşmana ve dosta, Mümin ve kâfire karşı adaletli olmayı emreder. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
{Şüphesiz Allah, iyiliği emreder.}
{Nahl Suresi: 90. Ayet}
Allah -Azze ve Celle- hiçbir kimsenin onun katında zulme uğramadığı adaletli bir şekilde hüküm verendir. Allah Teâlâ kıyamet günü ile alakalı şöyle buyuruyor:
{Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. Bugün haksızlık yoktur}.
{Ğafir Suresi:17. Ayet}
İslam rahmet dinidir: Allah -Azze ve Celle- şöyle buyuruyor:
{(Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.}
{Enbiyâ Suresi:107. Ayet}
Ve Peygamber Efendimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyuruyor:
«Merhametlilere Rahman merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki, gökteki de size merhamet etsin.»
Ebû Davûd rivayet etmiştir.
İslam; sevgi, buluşma ve ülfet dinidir. Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyuruyor:
«Sizden biriniz kendisi için istediği şeyi din kardeşi için de istemedikçe (kâmil manada) iman etmiş olmaz.»
Buhârî rivayet etmiştir.
İslam, kolaylık dinidir: İslam'ın öğretileri, öğretilerini okuyan herkesin anlayabildiği, kolaylaştırmayı ve sıkıntıları gidermeyi içerir. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
{Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez.} {Bakara Suresi:185},
Ve şöyle buyuruyor:
{Allah, size zorluk çıkarmak istemez.}
{Mâide Suresi: 6. Ayet}
Ve şöyle buyuruyor:
{Allah, kimseyi gücünün yetmeyeceği şeyle sorumlu tutmaz}
{Bakara Suresi: 286. Ayet}
İslam, ilim dinidir: Kur'an-ı Kerim'de ilk inen ayet şu ayettir:
{Yaratan Rabbinin adıyla oku!}
{Alak Suresi: 1. Ayet}
İslam, her Müslüman erkek ve kadını öğrenmeye ve ilmini artırmaya teşvik eder. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Rabbim! İlmimi arttır, de!}
{Tâ-hâ Suresi: 114. Ayet}
Öğrenen kişi en yüksek derecelere sahiptir. Rabbimiz -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyuruyor:
{Allah, sizden iman edenleri ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin.}
{Mücâdele Suresi:11. Ayet}
İslam Dini'nin Evrenselliği:
İslam evrensel bir dindir, yani ne bir yerkürenin bir kısmına, ne de başka bir kavme mahsus değildir, sadece bir tek Araplar'ın dini değil, bütün insanların dinidir. Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de Peygamberi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e hitaben şöyle buyuruyor:
{(Ey Muhammed! Bütün insanlara) de ki: "Ey insanlar! Ben, sizin hepinize birden, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah'ın peygamberiyim. O'ndan başka ilah yoktur. Diriltir ve öldürür. Allah'a ve O'nun ümmî peygamberi olan elçisine iman edin; o Peygamber de Allah'a ve O'nun sözlerine iman etmektedir. Ona uyun ki hidayete eresiniz."}
{A'râf Suresi: 158. Ayet}
Ayrıca geçmiş bir zamana mahsus da olmayıp, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğinden kıyamete kadar devam edecek olan hak dindir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Kim, İslam'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette de ziyan edenlerden olacaktır.}
{Âl-i İmrân Suresi: 85. Ayet}
İslam Dini'nin Her Şeyi Kapsaması:
İslam Müslüman birey, Müslüman toplum ve Müslüman bir millet için her konuda ve alanda, siyasette, ekonomide, toplumda ve diğerlerinde bir yaşam biçimidir.
İslam bir akaid ve şeriattir: Doğru akideleri, büyük ibadetleri, hikmetli işleri, güzel ahlakı ve düzgün davranışları içerir.
İslam'ın öğretileri ve hükümleri, insanın Rabbiyle olan ilişkisini, insanın kendisiyle olan ilişkisini, insanın diğer insanlarla olan ilişkisini ve hatta hayvanlar ve cansız nesnelerle olan ilişkisini bir düzene koyar.
İslam'ın öğretileri, hem ruhun hem de bedenin ıslahı ile ilgili şeyleri içerir.
Özetle: İslam, insanların hayrı, onların ıslahı, dünya ve ahiret saadetini elde etmeleri için gelmiştir.
İslam Akidesinin Temelleri (İmanın Şartları):
İslam inancının temelleri, altı şeye kesin olarak iman etmekle olur. Bunlar (İmanın Şartları) olarak isimlendirilirler ve bunlar:
Allah Teâlâ'ya İman Etmek: Yani Allah'ın varlığına, bütün kâinatın ve içindekilerin yaratıcısı, sahibi ve evrende olan her şeyin işlerini düzenleyip idare edenin yalnız O olduğuna, bir tek O'nun ibadete layık hak ilah olup hiçbir ortağının olmadığına, O'nun güzellik ve azamet sıfatlarıyla donatılmış olduğuna, ve O'nun her türlü kusurdan ve noksandan münezzeh olduğuna, O'nun eşi ve benzeri hiçbir şeyin olmadığına iman etmektir.
Meleklere İman Etmek: Onlar Allah Teâlâ'nın yarattığı varlıklardır. O onları kendisine kulluk etsinler, emrine tam bir şekilde boyun eğsinler ve O'nun kendilerine verdiği işleri yapsınlar diye yaratmıştır. Vahyin onlarla alakalı ayrıntılı olarak bildirdiği isim, sıfat ve fiillerine nasıl iman ediyorsak, genel olarak onların da varlıklarına iman ediyoruz. Allah'ın peygamberlere ve elçilere vahiy ile gönderdiği Cebrail, yağmurla ve bitkilerle görevli Mikâil, sur'a üflemekle görevli İsrafil, insanların canlarını alan ölüm meleği ve Cehennem'in bekçisi Malik'tir.
Kitaplara İman: Bunlar Allah Teâlâ'nın elçilerine indirdiği kitaplardır. Onları dünya ve ahiret saadetine ulaştırmak için bir rahmet ve hidayet olarak indirmiştir. Adını ayrıntılı olarak vahiy yoluyla bildiğimiz şeye inanırız. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirilen Kur'an, İsa -aleyhisselam-'a indirilen İncil, Musa -aleyhisselam-'a indirilen Tevrat, Davud -aleyhisselam-'a verilen Zebur ve İbrahim -aleyhisselam-'a indirilen sahifeler gibi.
Peygamberlere İman: Onlar, Allah Teâlâ'nın kendilerine doğru yolları vahyettiği insanlardır. O'nun dinini insanlara ulaştırmak için gönderilmişlerdir. Onların ilki Nuh -aleyhisselam-, sonuncusu Muhammed -Sallallahu aleyhi ve sellem-'dir. Onlar din ve ahlak bakımından kâmil idiler, onların gönderilmelerinin en önemli amacı, insanların bir tek Allah - Subhânehû ve Teâlâ-'ya ibadet edip, şirki ve onun dışındakilere ibadeti terk etmeye, iyilik yapmaya ve kötülüğü terk etmeye davet etmektir.
Allah Teâlâ'nın gönderdiği peygamberlerin beşer olduklarına iman ediyoruz. Onlar neyi haber verirlerse tasdik etmek ve neyi de emrettilerse ona uyup itaat etmek kulların üzerine farz olur. İçlerinden Allah Teâlâ'nın bize isimlerini ve kavimleriyle olan hikayelerini anlattığı kimseler olduğunu biliyoruz. Bunlardan bazıları: İdris, Nuh, İbrahim, Musa, İsa, Hud, Salih ve Şuayb -aleyhimusselam-'dır. Aralarından Allah Teâlâ'nın bize isimlerini haber vermediği kimselerde vardır. Allah -Teâlâ- şöyle buyuruyor:
{Ant olsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mucize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar}
{Gâfir (Mümin) Suresi: 78. Ayet}
Ahiret Gününe İman: Allah Teâlâ'nın insanları dünyada yaptıklarından dolayı hesaba çekeceği ve yaptıklarının karşılığını vermek için insanları bir araya toplayacağı gün kıyamet günüdür. İnsanlar orada ikiye ayrılırlar. Böylece Müminler, içinde ebedî kalmak üzere Cennet'e girerler ve kâfirler de, içinde ebedî olarak kalmak üzere Cehennem'e girerler ve kim de Mümin olup günah işlerse, Allah Teâlâ ya onu bağışlar ya da ona belli bir süre azap eder ve sonra onu Cennet'e sokar.
Kaderin, Hayır ve Şerrin Allah Teâlâ'dan Olduğuna İman Etmek: Müslüman bir kimse Allah -Azze ve Celle-'nin geçmişte ne olduğunu ve gelecekte de ne olacağını bildiğine iman eder. Allah Teâlâ yarattıklarının kaderlerini yazdı, diledi ve yarattı. Kâinatta hiçbir şey O'nun ilmi, yazısı, dilemesi ve yaratması dışında meydana gelmez. Eğer hayır ise Allah Teâlâ'nın ona rahmetindendir ve eğer böyle değilse Allah Teâlâ'nın onu imtihanıdır veya ona verdiği cezasıdır. Olanlar Allah Teâlâ'nın hikmetiyle ve adaletiyle gerçekleşmiştir. O'nun büyüklüğü ve kemalini insanlar kavrayamazlar, eğer kul kadere, hayır ve şerrin ondan geldiğine iman ederse ancak kalbi bu şekilde mutmain olur ve ruhu huzura kavuşur. Her işini Allah Teâlâ'ya teslim eder. Çünkü şunu bilir, bütün her şey Allah Teâlâ'nın elindedir, O'nun dilediği olur ve O'nun dilemediği de olmaz.
İslam'ın Şartları:
İslam'ın şartları dinin üzerine bina edildiği esaslardır, Müslüman birinin bu esasları yerine getirmesi üzerine farzdır ve bunlar beş tane şarttır:
Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şahitlik etmek: Bu Allah -Azze ve Celle-'nin tek ve ortağı olmayan hak ilah olduğuna ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Allah Teâlâ'dan aldığı haberleri tebliğ eden elçisi olduğunu dil ile söyleyip, kalbin buna muvafakat ettiği şahitliktir.
Namaz Kılmak: Her bir Müslümanın üzerine günde beş vakit gündüz ve akşam namaz kılması farzdır. Allah Teâlâ'yı yüceltmek için; ayakta (kıyam), eğilerek (rükû), secde ederek (sücûd) yapılır. Onların her birinin kendi isimleri ve vakitleri vardır ve onların isimleri şu şekildedir: Sabah namazı, öğlen namazı, ikindi namazı, akşam namazı ve yatsı namazlarıdır. Bu namazların dışında üzerimize farz olmayan namazlar da vardır.
Zekât Vermek: Malı olan bir Müslümanın, malından belli bir miktarı fakir, muhtaç ve diğer zekât ehlinden olanlara vermesidir.
Ramazan Orucu Tutmak: Bir Müslümanın Allah Teâlâ'ya kulluk etmek için Ramazan ayı boyunca güneşin doğuşundan batışına kadar yeme, içme, cinsel ilişki ve bunlar gibi diğer orucu bozan şeylerden uzak durmasıdır.
Beytullah'ı Haccetmek: Müslümanın Mekke-i Mükerreme'ye gitmesidir. İmkânı olanın ömründe bir defa da olsa hac ibadetlerini yerine getirerek Allah Teâlâ'ya ibadet etmesidir.
İslam'da İbadet:
İbadet: Allah Teâlâ'yı birlemek (tevhid etmek) Allah’ın sevdiği ve razı olduğu, gizli ve açık bütün söz ve amellerle Allah Teâlâ'ya yaklaşmaktır.
Sözlere Örnek : Kur'an okumak, dua etmek, Allah'ı zikretmek, faydalı ilim öğretmek, başkalarına nasihat etmek ve bunun gibi ibadetlerdir.
Amellere Örnek: Temizlik, namaz, hac, insanların ihtiyaçlarını gidermeye gayret etmek ve diğerleri.
Açıktan Yapılan Ameller: Namaz kılmak, hac yapmak, Kur'an okumak, Allah'a davet etmek, akrabalık bağı kurmak gibi görünen ve duyulan amellerdir.
Gizli Yapılan Ameller: Allah Teâlâ sevgisi, O'ndan ümit ve korku içinde olmak, Allah Teâlâ'ya tazimle boyun eğmek ve tevekkül gibi kalpte olan amellerdir.
İslam'da İbadetin Önemi:
Allah Teâlâ'nın insanları yaratmasının amacı, Allah Teâlâ'ya ibadet etmeleri içindir. Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyuruyor:
{Ben cinleri ve insanları, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.}
[Zâriyât Suresi: 56. Ayet]
İbadet etmek, insanların hayatlarına ve nefislerine birçok fayda ve büyük hikmetler içerdiği için emredilmiştir. İbadetin faziletlerinden biri de, nefsin tezkiyesini ve onun arındırılmasını sağlamaktır. Bununla beraber insani kemalin en yüksek mertebelerine yüceltir.
İnsan, bedeni yemeye içmeye nasıl muhtaçsa, kalbi de ruhu da ibadetle Allah Teâlâ'ya yönelmeye ihtiyacı vardır. Nefis ancak Allah Teâlâ'yı anmak ve O'na kulluk etmekle feraha kavuşur ve Allah Teâlâ'ya yaklaşmadan ve O'nunla güzel bir ilişki kurmadan kalp asla ferahlamaz ve göğsü huzurla dolmaz. İnsanların en mutlu ve gönlü ferah olanları gerçek ibadet ehli olanlardır. Öyleyse kim saadeti isterse, yalnızca Allah'a kulluk eşiğine yapışsın.
İslam'da İbadetin Her Şeyi Kapsaması:
İslam'da ibadet, Allah Teâlâ'nın sevdiği ve kendisiyle O'na yaklaşmamızı sağlayan tüm salih amelleri kapsar. O şunları içerir:
Kulluğun Görevleri: Namaz, zekat, oruç, hac, Kur'an okumak, dua, Allah Teâlâ'yı zikretmek ve bunun gibi ibadetler.
Güzel Muamele: Ana-babaya iyi davranmak, akrabalık bağlarını korumak, eş ve çocuklarına iyi davranmak, alışverişte hoş görülü olmak, işini iyi yapmak, komşuya iyi davranmak, fakirlere yardım etmek, hayvanlara iyi davranmak vb.
Aynı zamanda güzel ahlakı da kapsar: Doğru konuşmak, emaneti yerine getirmek, verilen sözleri yerine getirmek, gülümsemek, güzel söz söylemek, haya etmek gibi ve diğer ahlaki güzellikler de buna dahildir.
Müslüman her halinde Allah Teâlâ'ya ibadet eder: Camide, evde, iş yerinde ve her yerde Allah Teâlâ'ya ibadet eder. Onun bütün hayatı Allah Teâlâ'ya aittir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi Âlemlerin Rabbi Allah içindir.}
[En'âm Suresi: 162. Ayet]
Üçüncü Temel Soru: Peygamberin kim?
Peygamberim Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'dir:
Peygamberimiz: Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- bin Abdullah bin Abdulmuttalib bin Hâşim'dir. Onun soyu Allah'ın Rasûlü İbrahim'in oğlu İsmail'e kadar gitmektedir. Salat ve selamın en faziletlisi onların üzerine olsun.
Allah Teâlâ onu kırk yaşında Mekke-i Mükerreme'ye gönderdi ve kendisine Kur'an indirildi. Sonra insanları tevhide ve İslam dinine davet etti. Bu yüzden kavmi ona ağır ve şiddetli bir şekilde eziyet etti ve aynı şekilde orada ashabına da işkence ettiler ve onların bir kısmını öldürdüler. On üç yıl sonra Yesrib (sonradan ismi Medine-i Nebeviyye olmuştur) şehrine hicret etti ve orada İslam Devleti'ni ve toplumunu kurup, on yıl boyunca Müslümanlara irşada, davete ve öğretmeye devam etti. Ta ki İslam şeriatı tamamlanıncaya kadar. Böylece İslam dini tamamlanmış ve kemale ermiş oldu ve Allah Teâlâ'nın şu sözleri indi:
{Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim.}
[Mâide Suresi: 3. Ayet]
Sonra -sallallahu aleyhi ve sellem- insanların Allah'ın dinine sevgiyle ve gönüllü olarak girdiklerini görünce gözleri aydınlandıktan sonra vefat etti. Allah Teâlâ'nın şu ayetlerinde bahsettiği gibi:
{Allah’ın yardımı geldiği ve fetih gerçekleştiği zaman.} (1)
{İnsanların akın akın Allah’ın dinine girdiğini gördüğün zaman.} (2)
{Hemen, hamdederek Rabbini tesbih et ve O’ndan bağışlanma dile. Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır.}
[Nasr Suresi: 1-3 Ayetler]
Rahmet Peygamberi:
Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- rahmet peygamberidir. Hayatı boyunca, hayatının her safhasında ve şartlarında merhametli olmayı terk etmemiştir. Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyuruyor:
{(Ey Muhammed!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.}
[Enbiyâ Suresi: 107. Ayet]
Rahmetinden dolayı Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- insanları hidayete erdirmeye, onları küfür, cehalet ve fitne karanlıklarından iman, ilim ve hidayet nuruna çıkarmaya çok hırslıydı. Kavmi iman etmeyince, iman etmemelerinden dolayı duyduğu üzüntü ve pişmanlıktan neredeyse kendini helak edecek gibi oluyordu. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
{Bu yeni kitaba inanmazlarsa (ve bu yüzden helak olurlarsa) arkalarından üzüntüyle neredeyse kendini harap edeceksin.}
[Kehf Suresi: 6. Ayet]
Aynı şekilde rahmetinin manaları, Müminlere olan çabası ve onlara olan merhametinde görünmektedir. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
{Andolsun ki size, içinizden sizin sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, Müminlere şefkatli ve merhametli bir rasûl gelmiştir.}
[Tevbe Suresi: 128. Ayet]
O ümmetine dini kolaylaştırma, güç yetiremeyecekleri ve kendilerine zor gelecek şeylerle sorumlu tutmama gayreti içerisindeydi. Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyuruyor: «Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, ürkütmeyiniz.» Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in içi merhametle doluydu. O, insanlar içerisinde kadınlara ve çocuklara karşı en merhametlisiydi. Onun sahabelerinden biri şöyle diyor. O Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dir: Ailesine karşı Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den daha fazla şefkat (ve merhamet) gösteren hiçbir kimse görmedim. Müslim rivayet etmiştir.
Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in rahmeti insanlarla sınırlı kalmayıp hatta hayvanlara dahi rahmetliydi. Bu yüzden onlara iyi davranmayı ve onlara zarar verilmemesi hususunda uyarılarda bulundu. Bu konuda ashabına, fahişe bir kadının bir köpeğe su verip, bunun üzerine Allah Teâlâ'nın onu affedip Cennet'e soktuğunu ve bir kadının da, bir kediyi hapsedip ölene kadar onu beslemediği için Cehennem'e soktuğunu haber verdi.
O'nun Mesajı (Risaleti) Bütün İnsanlar İçin Geneldir:
Önceki rasûller ve nebiler -aleyhimussalatu vesselam- kendi kavimlerine özel olarak gönderilmişlerdir. Ancak Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- ve O'nun mesajı (risaleti) her zaman ve her yerde bütün insanlar için geneldir.
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
{Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.}
[Sebe Suresi: 28. Ayet]
Allah Teâlâ yine başka bir ayetinde de şöyle buyuruyor:
{De ki: Ey İnsanlar! Şüphesiz ben, hepinize gönderilen Allah'ın elçisiyim.}
[A'râf Suresi: 158. Ayet]
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve selem- de şöyle buyurmuştur:
«Daha önce her peygamber özellikle kendi kavmine gönderiliyordu. Ben ise bütün insanlara gönderildim.»
Buhârî rivayet etmiştir.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- gönderildiği andan itibaren kıyamete kadar ona tabi olmak, getirdiğine iman etmek ve O'nun dinine girmek her insanın üzerine farz olmuştur. Allah Teâlâ semavi mesajları onunla sonlandırdı ve ona itaati zorunlu kıldı. Kim ona itaat ederse dünyada mutlu ve huzurlu olur, ahirette de Cennet'e girer, kim de ona isyan ederse dünyada bedbaht olur, ahirette de Cehennem'e girer. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Kim benim yol göstericime uyarsa artık o ne (dünyada) sapar, ne de (ahirette) sıkıntı çeker.} [Tâ-Hâ Suresi: 123. Ayet]
{Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.}
[Tâ-Hâ Suresi: 123.-124. Ayet]
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Evinde ve Ailesiyle Beraber:
İnsanın evi, onun güzel ahlakını, mükemmel edebini, iyi arkadaşlığını gösterdiği yerdir. Kişi eşinin, çocuklarının, hizmetlisinin yanındayken gösteriş yapmadan, olduğu gibi rahat davranır.
Kim, ümmet-i İslam'ın rasûlünün, önderinin ve hocasının -sallallahu aleyhi ve sellem- evindeki durumunu düşünürse, onun evinde, ailesi ve çocuklarıyla birlikte asil ve yüce bir insanın yapması gerekenlerin en güzel örneklerini verdiğini görecektir.
Âişe -radıyallahu anha-’ya Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- evinde ne yapardı? diye soruldu. Âişe -radıyallahu anha- şöyle dedi:
«Ailesi ile meşgul olurdu. –Yani ailesinin işleri hususunda hizmette bulunurdu.- Namaz vakti geldiği zaman da namaza çıkardı.»
Müslim rivayet etmiştir.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ailesine ve eşlerine karşı insanların en hayırlısıydı. Kibar, hanımının duygusal ve psikolojik arzularını bilen ve onun hoşlanacağı ve mutluluk verecek fırsatları değerlendirme konusunda harika bir aile portresi sergiliyordu. Âişe -radıyallahu anha- şöyle diyor:
«Bir gün Habeşliler mescitte oynarken, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i odamın kapısında gördüm. O onların oyunlarını izleyebilmem için üstündeki elbisesiyle beni gizledi.»
Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kızlarını sever ve değer verirdi. Kızı Fatıma -radıyallahu anha- yanına girdiğinde, onu karşılamak için ayağa kalkar, onu öper ve koltuğuna oturturdu, kızlarını ziyaret eder ve onların durumlarını kontrol ederdi.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ümmetine vasiyetlerinden biri de şudur:
«Kadınlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum.»
Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Ahlakı:
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- edep ve ahlak bakımından insanların en hayırlısıydı. Allah Teâlâ, onu ayetinde şu sözü ile tarif etmiştir:
{Şüphesiz sen, çok büyük bir ahlak üzeresin.}
[Kalem Suresi: 4. Ayet]
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in dışında hiç kimse onun yaratılışındaki mükemmelliğe sahip değildi. Her noksanlıktan korunmuş, her türlü fazilette kemale ermiştir. Onun ahlakı Kur'an-ı Kerim'di. Onunla terbiye edildi ve insanları da onunla terbiye etti. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in güzel ahlakı:
O; insanların en şefkatlisi, en adaletlisi, en bağışlayıcısı, en cömerdi ve en açık elli olanıydı.
İnsanların en hayâlısıydı.
Alçakgönüllüydü, herhangi birinden gelen davete icabet eder, küçük de olsa hediyeyi kabul eder ve misliyle karşılık verirdi.
Hastaları ziyaret eder, cenazelere katılır, fakirlerle oturur, miskinlerle yemek yer ve yedirir, fazilet ve güzel ahlak sahibi olanlara hürmet eder, şerefli kimselerle birlikte olurdu.
Ondan yardım isteyen kim olursa olsun onunla beraber yardımına gider, kaba ve sert davranmazdı, kötülüğe kötülükle karşılık vermez, affeder ve bağışlardı. Ancak Allah Teâlâ'nın kutsallarına bir saygısızlık olduğunda ise kendi için değil Allah Teâlâ için hiddetlenirdi.
Karşılaştığı kimselere selam vererek sözüne başlamak ta onun adetlerinden biriydi. Eğer ashabından herhangi birine rastlarsa onunla da tokalaşarak sözüne başlardı.
Yüzünden, işitmesinden, konuşmasından, güzel ahlakından ve iyi huyunun güzelliklerinden yanında oturana nasibini verirdi.
O; insanların en merhametlisi, insanların en hayırlısı ve insanların insanlara karşı en faydalı olanıydı.
Şaka yapar ve asla yalan bir şey söylemezdi. Çok tebessüm eder, kahkaha atmadan gülerdi. Eşleriyle yarışır ve cilveleşirdi.
Ne bulursa onu yer, bulduğunu geri çevirmezdi ve hiçbir yemeğe asla kusur bulmazdı. Hurma bulursa hurma, et bulursa et, buğday veya arpa ekmeği bulursa onları yerdi. Tatlı ya da bal bulursa onları yerdi. Ekmek bulamayıp süt bulsa onunla yetinirdi. Karpuz ya da taze hurma bulursa onları yerdi.
Kimi zaman bir hırka, kimi zaman da yünlü bir kaftan, bulduğunu giyerdi. Yani bulduğu helal olan bir kıyafeti giyerdi.
Kendisine kolay gelen bineğe binerdi. Bazen bir ata, bazen bir deveye, bazen bir katıra, bazen de bir eşeğe binerdi veya yayan olarak yürürdü.
Allah Teâlâ'nın rızası için bir şeyler yapmak veya kendisinin veya ev halkı için mutlaka yapılması gereken işlerini yapmak dışında başka bir şeyle vakit geçirmezdi.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in daha nice güzel ahlaki özellikleri ve güzel birlikteliği olurdu.
Sonuç
İslam dini, öğretilerine bağlı kalan Müslüman biri için rahatlık, iyi bir yaşam, dünyada iyi bir durum, ahirette de kalıcı nimetler ve ebedi saadeti sağlayan yüce bir dindir. Ayrıca dinin öğretilerine bağlı Müslüman bir toplumun gelişmesini, ilerlemesini, arınmasını, büyümesini, sosyal uyumunu, güvenliğini ve emniyetini sağlar.
Ey hidayeti bulup İslam'a giren kardeşim! Bu büyük nimet için ne mutlu sana. Onun inancını, şeriatını, öğretilerini, ahkamını, ahlakını ve edebini öğren ve buna bağlı kal ve elinden geldiğince hayatının her alanında kendini buna ada. Kim İslam'ın üzerindeki tesirini, kendini nasıl salih bir insan yapacağını görecek, kendini mutlu edecek, çevrendeki herkes de onunla mutlu olacaktır. Anne, baba, eş, çocuklar, akrabalar, komşular, arkadaşlar ve Allah Teâlâ'nın dinine girmekle şereflendirdiği bu Müslümanla ona götüren yolda yürüyen kim varsa herkes.
Bu risale, dininin ahkamını öğrenme yolunda bir başlangıçtır. Bundan sonra faydalı ilimleri ve salih amelleri artırmaya çalışmalı, nefsini arındırıp kalbini ıslah etmelisin. İslam'ı ne kadar çok bilir ve bildiklerinle amel edersen Yüce Rabbine o kadar yakın olursun. Kur'an-ı Kerim'i öğren, oku ve ondan ibret almak için O'nun ayetlerini iyice anlamaya çalış. Allah'ın Peygamberi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hayatını ve sünnetini oku. O, bu hayatta örnek alacağın ve Allah'ın sana onun getirdiği her şeyi kabul etmeni emrettiği tek kişidir. Ama diğer insanlara gelince; makamları ne kadar yüksek olursa olsun, sözleri Kur'an ve sünnete uygun olanlar kabul edilir, bunlara aykırı olan şeyler de reddedilir. Din hakkında tartışmaktan sakın, Müslüman kardeşlerinle tartışmaktan, anlaşmazlığa düşmekten ve çekişmekten de kaçın.
Allah Teâlâ'dan senin ve bizim için muvaffakiyet ve bizden razı olduğu şekilde ona kavuşuncaya kadar bu din üzerine sebat etmeyi dilerim. Hamt, âlemlerin Rabbi Allah Teâlâ'ya, salat ve selam Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ailesinin, ashabının ve kıyamete kadar ona tabi olanların üzerine olsun.