وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ
Göğe ve târıka andolsun.
الطَّارق is chapter 86 of the Quran and has 17 verses. This page presents it in full in the Uthmani script, with a verse-by-verse translation of its meaning.
وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ
Göğe ve târıka andolsun.
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ
Târıkın ne olduğunu sen ne bileceksin?
ٱلنَّجۡمُ ٱلثَّاقِبُ
O, (karanlığı) delip, geçen yıldızdır.
إِن كُلُّ نَفۡسٖ لَّمَّا عَلَيۡهَا حَافِظٞ
Üzerinde gözetleyici/koruyucu bulunmayan hiç bir nefis (kimse) yoktur.
فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَٰنُ مِمَّ خُلِقَ
Öyleyse, insan neyden yaratıldığına bir baksın.
خُلِقَ مِن مَّآءٖ دَافِقٖ
Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı.
يَخۡرُجُ مِنۢ بَيۡنِ ٱلصُّلۡبِ وَٱلتَّرَآئِبِ
Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasından çıkar.
إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجۡعِهِۦ لَقَادِرٞ
Şüphesiz Allah’ın onu, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü yeter.
يَوۡمَ تُبۡلَى ٱلسَّرَآئِرُ
Sırların açığa çıktığı gün.
فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةٖ وَلَا نَاصِرٖ
(O gün) artık insan için ne bir kuvvet vardır, ne de bir yardımcı.
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجۡعِ
Yağmurlu göğe andolsun.
وَٱلۡأَرۡضِ ذَاتِ ٱلصَّدۡعِ
Yarık yarık çatlamış yere andolsun.
إِنَّهُۥ لَقَوۡلٞ فَصۡلٞ
Şüphesiz o Kur’an, hak ile batılı ayırt eden bir sözdür.
وَمَا هُوَ بِٱلۡهَزۡلِ
O, boş bir söz değildir.
إِنَّهُمۡ يَكِيدُونَ كَيۡدٗا
Şüphesiz onlar bir tuzak kurarlar.