عربي - Arabic English Qafár af - Afar Afrikaans - Afrikanns Akan Shqip - Albanian አማርኛ - Amharic Հայերեն - Armenian অসমীয়া - Assamese Azərbaycanca - Azerbaijani Bamanankan - Bambara Bassa Bemba বাংলা - Bengali Bosanski - Bosnian Български - Bulgarian မြန်မာဘာသာ - Burmese Bisaya - Cebuano Cham Нохчий - Chechen chiCheŵa - Chewa 中文 - Chinese Адыгэбзэ - Circassian Hrvatski - Croatian Česky - Czech Dagbani Dansk - Danish فارسی دری - Dari Dendi ދިވެހި ބަސް - Dhivehi Nederlands - Dutch إستوني - Estonian Suomi - Finnish Français - French Fulfulde - Fula ქართული - Georgian Deutsch - German Ελληνικά - Greek ગુજરાતી - Gujrati Kreyòl ayisyen - Haitian Creole Hausa हिन्दी - Hindi Magyar - Hungarian Igbo Indonesia - Indonesian Italiano - Italian 日本語 - Japanese Jóola - Jola ಕನ್ನಡ - Kannada Қазақша - Kazakh ភាសាខ្មែរ - Khmer Kikuyu Ikinyarwanda - Kinyarwanda Ikirundi - Kirundi 한국어 - Korean كوردی سۆرانی - kurdish كوردي kurmancî - Kurmanji Kyrgyz ລາວ - Lao latviešu - Latvian Lingala lietuvių - Lithuanian Luganda Македонски - Macedonian Maguindanaon Malagasy - Malagasy Bahasa Melayu - Malay മലയാളം - Malayalam Mandinka मराठी - Marathi Mõõré - Moore नेपाली - Nepali أنكو - NKo Norwegian ଓଡ଼ିଆ - Odia oromoo - Oromo پښتو - Pashto فارسی - Persian Polski - Polish Portuguese ਪੰਜਾਬੀ - Punjabi Română - Romanian Русский - Russian Српски - Serbian Shona සිංහල - Sinhala Slovenščina - Slovenian Soomaaliga - Somali Soninke Sesotho - Sotho Español - Spanish Kiswahili - Swahili Svenska - Swedish Tagalog Тоҷикӣ - Tajik தமிழ் - Tamil తెలుగు - Telugu ไทย - Thai ትግረኛ - Tigrinya Türkçe - Turkish Ukrainian اردو - Urdu ئۇيغۇرچە - Uyghur Ўзбек - Uzbek Việt Nam - Vietnamese Wolof Yao Yorùbá - Yoruba Zarma زولو - Zulu
721 Hadis
Nebevî Hadisler Ansiklopedisi
Kategoriler
Hadisin derecesi
Rivayet edildiği kaynak
Râvi
“Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ebû Mûsâ el-Eş‘arî’yi Yemen’e (vali olarak) göndermişti. Ebû Mûsâ el-Eş‘arî orada yapılan bazı içecekler hakkında sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- «Bunlar nelerdir?» diye sordu. Ebû Mûsâ: ‘(Biri) el-bit‘ ve (diğeri) el-mizr’dir’ dedi. Ebû Burde’ye «‘el-bit‘» nedir?’ diye sorulduğunda, ‘Bal şarabıdır’ dedi. ‘Mizr ise arpa şarabıdır.’ Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: "Her sarhoş edici şey haramdır.” Buhârî rivayet etmiştir.
Sahih Hadis Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.
«Her sarhoşluk veren şey içkidir ve her sarhoşluk veren şey haramdır. Bir kimse içkiyi dünyada içer de ona devam ederek tövbe etmeden ölürse; ahirette onu içemez.»
Sahih Hadis Müslim bunu rivayet etmiş; Buhârî ise son cümleyi nakletmiştir.
«Yüce Allah her şeyde ihsanı (güzel davranmayı) emretmiştir. Öldürürken (dahi) güzel bir şekilde öldürün! Hayvanı keserken de güzel bir şekilde kesin! Biriniz (hayvan keseceğinde) bıçağını bilesin ve hayvanını rahatlatsın!»
Sahih Hadis Müslim rivayet etmiştir.
«Çoğu sarhoşluk verenin azı da haramdır.»
Hasen hadis. Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştir.
Ebû Talhâ'nın evinde sakilik (gelenlere içecek ikram ediyordum) yapıyordum. O gün onların içkisi 'fadîh' (ham/koruk hurmadan yapılan bir tür içki) idi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem bir münadiye, 'Haberiniz olsun, içki haram kılınmıştır!' diye seslenmesini emretti. Bunun üzerine Ebû Talha bana, 'Çık ve şu içkiyi dök!' dedi. Ben de çıkıp döktüm; öyle ki (dökülen içkiler) Medine sokaklarında akıp gitti. (Bu sırada) İçimizden bazı kimseler 'İyi de, bu içki henüz midelerindeyken ölen/şehit olan insanlar var (onların durumu ne olacak)?' dediler. Bunun üzerine Allah Teâlâ şu ayet-i kerimeyi indirdi: {İman edip salih ameller işleyenlere, (haram kılınmadan önce) yiyip içtiklerinden dolayı bir günah yoktur...} [Maide Suresi: 93.]
Sahih Hadis Muttefekun aleyh
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte Zülhuleyfe'deydik. İnsanlara (orduya) şiddetli bir açlık isabet etti. (O sırada) ganimet olarak develer ve koyunlar ele geçirildi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ise henüz arkadan gelenlerin (ordunun artçılarının) arasındaydı.
İnsanlar acele ettiler, (ganimetler henüz taksim edilmeden) hayvanları kestiler ve etlerini tencerelere koyup ateşe verdiler. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- yanlarına gelince tencerelerin (içindekilerle birlikte) dökülmesini emretti, tencereler de altüst edilip döküldü.
Sonra Rasûlullah ganimetleri adaletle taksim etti ve on koyunu bir deveye denk tuttu. O sırada develerden biri kaçtı. İnsanlar onu yakalamak için peşine düştüler, fakat deve onları yordu (yakalayamadılar). Ordu içinde atlı sayısı da çok azdı. Derken sahabilerden biri okunu deveye doğru fırlattı ve Allah'ın izniyle ok deveye isabet edip onu durdurdu.
Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Şüphesiz ki bu evcil hayvanların da bazen yabani hayvanlar gibi kaçıp vahşileşenleri olur. Onlardan hangisi size baskın gelir de (bu şekilde kaçar ve sizi aciz bırakırsa), ona işte böyle yapın (ok veya silahla vurarak kesin).»
Râfi (b. Hadîc) dedi ki: 'Ey Allah'ın Rasûlü! Biz yarın düşmanla karşılaşmayı umuyoruz (veya düşmandan korkuyoruz) ve yanımızda (hayvan kesecek) bıçaklarımız yok. Şeker kamışıyla (keskin kamış parçalarıyla) kesebilir miyiz?'
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
«Kanı akıtan ve üzerine Allah'ın adı anılan (besmele çekilen) her hayvanın etini yiyin! Yalnız diş ve tırnakla kesmeyin. Bunun sebebini de size söyleyeyim: Diş bir kemiktir (kemikle kesim yapılmaz); tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır.»
Sahih Hadis Muttefekun aleyh
Yırtıcı hayvanlardan köpek dişli olan her hayvanın (etinin), kuşlardan da pençeli olan her kuşun (etinin) yenmesini yasakladı.
Sahih Hadis Müslim rivayet etmiştir.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- boynuzlu ve alaca renkli iki koçu kendi eliyle keserek kurban etti. Besmele çekti, tekbir getirdi ve keserken ayağını koçların sağ yanı üzerine koydu.
Sahih Hadis Muttefekun aleyh