Skip to content

«Müslüman olup da, kendisine yeteri kadar rızık verilen ve Allah’ın verdiği nimetine kanaatkâr olmayı bahşettiği kimse şüphesiz kurtuluşa ermiştir.»

Abdullah b. Amr b. el-Âs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

«Müslüman olup da, kendisine yeteri kadar rızık verilen ve Allah’ın verdiği nimetine kanaatkâr olmayı bahşettiği kimse şüphesiz kurtuluşa ermiştir.»

«قَدْ أَفْلَحَ مَن أَسْلَمَ، وَرُزِقَ كَفَافًا، وَقَنَّعَهُ اللَّهُ بما آتَاهُ».

Müslim rivayet etmiştir.
Sahih Hadis
Şerh

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Rabbine boyun eğip O'na itaat eden, böylece hidayete erdirilip İslâm'a muvaffak kılınan; helâl rızıktan ihtiyacını karşılayacak kadarına sahip olan, ne aşırı zenginlik ne de yoksulluk içinde bulunan; Allah'ın da kendisini verdiğine kanaat eden ve razı olan bir kulun gerçekten kurtuluşa erip başarıya ulaştığını açıklamıştır.

Hadisten Çıkarılan Hükümler

İnsanın mutluluğu, dininin kemale ermesinde, geçiminin yeteri kadar (ne az ne çok) olmasında ve Allah'ın kendisine verdiklerine kanaat etmesindedir.

Kişinin İslâm'a ve sünnete bağlı kaldığı halde, dünyalık olarak kendisine verilen rızık ve nimetlerle yetinip kanaat etmesi teşvik edilmektedir.

Kaynaklar

Sahih-i Müslim (2/ 730) (1054).

Daha Fazla (6)

بهجة الناظرين شرح رياض الصالحين.

لسليم الهلالي (1/ 447).

فيض القدير شرح الجامع الصغير.

للمناوي (4/ 508).

تحفة الأحوذي بشرح جامع الترمذي.

لأبي العلا المباركفوري (7/ 11).