عربي - Arabic English Qafár af - Afar Afrikaans - Afrikanns Akan Shqip - Albanian አማርኛ - Amharic Հայերեն - Armenian অসমীয়া - Assamese Azərbaycanca - Azerbaijani Bamanankan - Bambara Bassa Bemba বাংলা - Bengali Bosanski - Bosnian Български - Bulgarian မြန်မာဘာသာ - Burmese Bisaya - Cebuano Cham Нохчий - Chechen chiCheŵa - Chewa 中文 - Chinese Адыгэбзэ - Circassian Hrvatski - Croatian Česky - Czech Dagbani Dansk - Danish فارسی دری - Dari Dendi ދިވެހި ބަސް - Dhivehi Nederlands - Dutch إستوني - Estonian Suomi - Finnish Français - French Fulfulde - Fula ქართული - Georgian Deutsch - German Ελληνικά - Greek ગુજરાતી - Gujrati Kreyòl ayisyen - Haitian Creole Hausa हिन्दी - Hindi Magyar - Hungarian Igbo Indonesia - Indonesian Italiano - Italian 日本語 - Japanese Jóola - Jola ಕನ್ನಡ - Kannada Қазақша - Kazakh ភាសាខ្មែរ - Khmer Kikuyu Ikinyarwanda - Kinyarwanda Ikirundi - Kirundi 한국어 - Korean كوردی سۆرانی - kurdish كوردي kurmancî - Kurmanji Kyrgyz ລາວ - Lao latviešu - Latvian Lingala lietuvių - Lithuanian Luganda Македонски - Macedonian Maguindanaon Malagasy - Malagasy Bahasa Melayu - Malay മലയാളം - Malayalam Mandinka मराठी - Marathi Mõõré - Moore नेपाली - Nepali أنكو - NKo Norwegian ଓଡ଼ିଆ - Odia oromoo - Oromo پښتو - Pashto فارسی - Persian Polski - Polish Portuguese ਪੰਜਾਬੀ - Punjabi Română - Romanian Русский - Russian Српски - Serbian Shona සිංහල - Sinhala Slovenščina - Slovenian Soomaaliga - Somali Soninke Sesotho - Sotho Español - Spanish Kiswahili - Swahili Svenska - Swedish Tagalog Тоҷикӣ - Tajik தமிழ் - Tamil తెలుగు - Telugu ไทย - Thai ትግረኛ - Tigrinya Türkçe - Turkish Ukrainian اردو - Urdu ئۇيغۇرچە - Uyghur Ўзбек - Uzbek Việt Nam - Vietnamese Wolof Yao Yorùbá - Yoruba Zarma زولو - Zulu
721 Hadis
Nebevî Hadisler Ansiklopedisi
Kategoriler
Kategoriler (13)
Hadisin derecesi
Rivayet edildiği kaynak
Râvi
Tüm râvileri göster (73)
Necid ahalisinden bir adam geldi. Saçları karışıktı. Kulağımıza sesinin mırıltısı geliyordu, ancak ne dediğini anlayamıyorduk. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iyice yaklaşınca gördük ki, İslam'dan soruyormuş. Bunun akabinde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Gece ve gündüzde beş vakit namaz kılman gerekir» demişti ki adam tekrar sordu: "Bu beş vakit dışında bir sorumluluğum var mı? Rasûlullah: «Hayır! Ancak istersen nafile kılarsın.» dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ramazan orucu da var.» deyince adam: "Bunun dışında oruç var mı?" diye sordu. Rasûlullah: «Hayır! Ancak dilersen nafile tutarsın.» dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona zekâtı hatırlattı. Adam: "Zekât dışında sorumluluğum var mı?" dedi. Rasûlullah: «Hayır! Ama nafile verirsen o başka!» dedi. Adam geri döndü ve giderayak: "Bunlara ilave yapmayacağım gibi noksan da tutmayacağım." dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Sözünde durursa kurtuluşa ermiştir.» diye buyurdu.
Sahih Hadis Muttefekun aleyh
«Ben Kıyamet Günü insanların efendisiyim. Biliyor musunuz, neden? Allah, geçmiş ve gelecek bütün insanları dümdüz bir alanda toplayacak. Seslenenin sesi duyulacak ve gözler onları görecek. Güneş yaklaşacak. İnsanlar dayanamayacakları bir sıkıntı ve elem çekecekler. İnsanlar, ‘Başımıza geleni görmüyor musunuz? Rabbiniz katında size şefaat edecek birini tanımıyor musunuz?’ diyecekler. Sonra bazı insanlar birbirlerine, ‘Adem’e gidin’ diyecekler. Bunun üzerine Adem -aleyhisselam-'a gelecekler ve ona, ‘Sen insanların babasısın. Allah seni kendi elleriyle yarattı, sana ruhundan üfledi ve meleklere sana secde etmelerini emretti. Rabbin katında bizim için şefaat et. Ne halde olduğumuzu, başımıza geleni görmüyor musun?' diyecekler. Bunun üzerine Adem, "Rabbim bugün öyle büyük bir öfkeyle öfkelendi ki, daha önce hiç böyle öfkelenmemişti ve bundan sonra da öfkelenmeyecektir. Rabbim bana o ağaca yaklaşmamı yasaklamıştı, ama ben O’nu dinlemedim. Ben ise şimdi kendi nefsimi kurtarmaya bakıyorum, kendimi, kendimi! Siz başkasına gidin; Nuh’a gidin" diyecek. Bunun üzerine onlar Nuh'a gidecekler ve "Ey Nuh! Sen yeryüzü halkına gönderilen ilk rasûlsün. Allah seni çok şükreden bir kul olarak isimlendirdi. Rabbin katında bizim için şefaat et. Görmüyor musun, ne haldeyiz?" diyecekler. Bunun üzerine o şöyle diyecek: "Rabbim bugün öyle büyük bir öfkeyle öfkelendi ki, daha önce hiç böyle öfkelenmemişti ve bundan sonra da öfkelenmeyecektir. Benim bir icabet edilecek bir duam vardı; onu da kendi kavmimin aleyhine kullandım. Ben ise şimdi kendi nefsimi kurtarmaya bakıyorum, kendimi, kendimi! Siz başkasına gidin. İbrahim’e gidin.” Bunun üzerine insanlar İbrahim’e gelip: “Ey İbrahim! Sen Allah’ın peygamberi ve yeryüzündeki halilisin. Rabbin katında bizim için şefaat et. Görmüyor musun, ne haldeyiz?” diyecekler. Bunun üzerine İbrahim onlara şöyle diyecek: “Rabbim bugün öyle büyük bir öfkeyle öfkelendi ki, daha önce hiç böyle öfkelenmemişti ve bundan sonra da öfkelenmeyecektir. Ben vaktiyle üç defa yalan söyledim. Ben şimdi kendi nefsimi kurtarmaya bakıyorum, kendimi, kendimi! Siz başkasına gidin; Musa’ya gidin.” Bunun üzerine Musa’ya gelecekler ve: “Ey Musa! Sen Allah’ın peygamberisin. Allah, peygamberlik risaleti ve kelamıyla seni diğer insanlara üstün kılmıştır. Rabbin katında bizim için şefaat et. Görmüyor musun, ne haldeyiz?” diyecekler. O da, şöyle diyecek: “Rabbim bugün öyle büyük bir öfkeyle öfkelendi ki, daha önce hiç böyle öfkelenmemişti ve bundan sonra da öfkelenmeyecektir. Ben, öldürülmesi emredilmeyen bir cana kıydım. Ben ise şimdi kendi nefsimi kurtarmaya bakıyorum, kendimi, kendimi! Başkasına gidin. Meryem oğlu İsa’ya gidin.” Bunun üzerine insanlar İsa’ya gidip ona şöyle diyecekler: “Ey İsa! Sen Allah’ın peygamberi, Meryem’e ulaştırdığı kelimesi ve O’ndan bir ruhsun. Sen daha beşikte bir bebekken insanlarla konuşuyordun. Rabbin katında bizim için şefaat et. Ne hale geldiğimizi görmüyor musun?” Bunun üzerine İsa şöyle diyecek: “Rabbim bugün öyle büyük bir öfkeyle öfkelendi ki, daha önce hiç böyle öfkelenmemişti ve bundan sonra da öfkelenmeyecektir.'' Kendisi hakkında hiçbir günahı zikretmeden şöyle devam edecek: ''Ben kendi nefsimi kurtarmaya bakıyorum, kendimi, kendimi! Başkasına gidin. Muhammed'e gidin!” Bunun üzerine onlar Muhammed’e gidip şöyle diyecekler: “Ey Muhammed! Sen Allah’ın rasûlü ve peygamberlerin sonuncususun. Allah senin geçmiş ve gelecek bütün günahlarını bağışladı. Rabbin katında bizim için şefaat et. Bizim ne durumda olduğumuzu görmüyor musun?'' Bunun üzerine ben de çıkıp Arş’ın altına geleceğim. Aziz ve Celil olan Rabbimin önünde secdeye kapanacağım. Sonra Allah bana, kendisine yönelik hamdlerden ve güzel övgülerden öyle şeyler ilham eder ve açar ki, bunları benden önce hiçbir kimseye açmamıştır. Sonra şöyle denilecek: ''Ey Muhammed! Başını kaldır, iste, sana istediğin verilecektir. Şefaat et, şefaatin kabul edilecektir.'' Bunun üzerine başımı kaldıracağım ve şöyle diyeceğim: ''Ey Rabbim! Ümmetim. Ey Rabbim! Ümmetim. Ey Rabbim! Ümmetim.'' Sonra denilecek ki: Ey Muhammed! Ümmetinden hesaba çekilmeyecek olanları Cennet kapılarının en sağındaki kapıdan içeri al. Esasen onlar, diğer kapılarda da insanlara ortaktırlar. Sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: "Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Cennet kapılarından her birinin iki kanadı arasındaki mesafe Mekke ile Himyer arasındaki mesafe kadardır. -Veya Mekke ile Busra arasındaki mesafe kadardır.-"
Sahih Hadis Muttefekun aleyh
«Kim Allah’tan başkası adına yemin ederse şüphesiz ki o kâfir olur veya müşrik olur.»
Sahih Hadis Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Ahmed rivayet etmiştir.
«Ümmetimin hepsi Cennet'e girecektir, yüz çeviren müstesna!» Orada bulunanlar; “Ey Allah'ın Rasûlü! Yüz çeviren kimdir?” diye sorunca, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Bana itaat eden Cennet'e girer. Bana isyan eden yüz çevirmiş demektir.» diye cevap vermiştir.
Sahih Hadis Buhârî rivayet etmiştir.
«Şüphesiz Allah sizin için üç şeyden razı olur, üç şeyi de sizin için hoş görmez. Sizin için razı olduğu şeyler: Yalnızca O'na ibadet etmeniz ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmamanız, hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılmanız ve ayrılığa düşmemenizdir. Hoşnut olmadığı şey ise dedikodu, gereksiz yere çok soru sormak ve malı israf etmektir.»
Sahih Hadis Müslim rivayet etmiştir.
«Kabirlere doğru namaz kılmayın ve kabirlerin üzerlerine oturmayın.»
Sahih Hadis Müslim rivayet etmiştir.
«Bu sancağı, Allah’ı ve Rasûlünü seven, Allah’ın fethi kendisine nasip edeceği bir yiğide vereceğim.» Ömer b. Hattâb -radıyallahu anh- “Emirliği o günkü kadar hiçbir zaman arzu etmedim." demiştir. Beni çağırır ümidiyle Rasûlullah’a kendimi göstermeye çalıştım durdum. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ali b. Ebû Tâlib’i çağırdı, sancağı ona teslim etti ve şöyle buyurdu: «Yürü, Allah fethi müyesser kılıncaya kadar sağa–sola bakınma!» Ali -radıyallahu anh- derhal hareket etti, sonra durdu ve arkasına dönmeden (gözlerini hedeften ayırmadan) seslendi: Yüksek sesle bağırarak Ey Allah’ın elçisi! Onlarla ne (yapmaları) için savaşayım? Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Onlarla, Allah’tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehadet edene kadar savaş. Bunu yaptıkları zaman, -dinin yasaklarını çiğnemedikçe- kanlarını ve mallarını senden korumuş olurlar. Asıl hesaplarını görmek ise Allah’a aittir.»
Sahih Hadis Müslim rivayet etmiştir.
«Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: Her kim beni tanıyan ve ihlâs ile bana ibadet eden bir kuluma düşmanlık ederse, ben de ona savaş ilan ederim. Kulum bana, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevgili olan bir şeyle yaklaşamaz. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder; nihayet ben onu severim. Onu sevdiğim zaman, artık onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden bir şey isterse mutlaka ona veririm. Benden sığınma dilerse, mutlaka onu korurum.»
Sahih Hadis Buhârî rivayet etmiştir.